“Süleyman Peygamber ve Kumlar Kenti Kralı” Başlıklı Eleştirisel Kültür Köşesi

Kuşlardan biri Süleyman (a.s) peygambere gelerek: “Ey Süleyman, sahra ortasında defnedilen bir kent buldum, bir kısmı ortaya çıkmış geri kalanıysa kayboldu. Binalarının tümünün altın ve gümüşten inşa edildiğini gördüm”. Süleyman da: “Beni oraya götür” demiş. Süleyman bütün askerlerini, cin ve rüzgarı toplamış ve oraya yönelmişler. Süleyman kentin bir bölümünü görür ve rüzgara kenti ortaya çıkarma emrini vermiş. Kent zuhur edinceye kadar kazımış. Süleyman peygamber kente girmiş ve bir kafatası görmüş. Eliyle tutarak kafatasına vurmuş, kafatası konuşmuş. Süleyman peygamber ona: Siz kimsiniz? Kafatası: “Bizler Allah’ın bize kendi kavmimizden, bizleri Allah’ı ibadet etmeye çağıran birini gönderdiği ve ona itaat etmediği, ondan sonra Allah’ın bizlere kızıp bizleri cezalandırdığı kavimiz” dedi.

Süleyman: Peki sen kimsin,  diye sordu. Kafatası: Ben bu kentin kralıyım dedi. Süleyman: Seni tekrar diriltmemi ister misin, diye sordu. Kafatası: Ölüm ağrısını daha önce tattığım gibi tadacak mıyım diye sorar. Süleyman: Evet, der. Kafatası: Öyleyse diriltme, beni ölümümle bırak, diye cevap vermiş. Süleyman (a.s) onu bırakıp kentten ayrılmış ve rüzgara kenti defnetmesini emretmiş. Eğer kentin mekanını öğrenecek olursak, Rub’ al Khali Sahrasında bulunmaktadır. Sorumuz, hali hazırdaki çağımızda bulunan kum krallarının ibret alma ve masum insanların kanlarını akıtmayı durdurmaları vakti gelmedi mi?      

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz