(Müslüman Kardeşlerin (İhvancıların) Suriye’de Mevcut Savaşta Oynadıkları Rol” (İkinci Bölüm“

Yazımızın üçüncü bölümünde; Müslüman Kardeşlerin Suriye krizin başında durumları nasıl fırsat kullandıkları, İdlib ve Halep illerine nasıl girdikleri, insanların durumlarından faydalanmaları ve dünyanın her yerinden kiralık ve azılı teröristleri Suriye’ye geçirmelerine ışık tutmamız ardından bugün dördüncü bölüme devam ediyoruz.

Diyebiliriz ki Müslüman Kardeşler; 2011 Mart ayında olayların başladığında Suriye ve Suriyelilere karşı kin dolu kara fitne dolu propaganda ve saldırılar başladığında genel olarak Halep ve İdlib’e konuşlandılar. Bundan amacın da Adana’da mevcut operasyon odası ile direk bağlantıda kalmaktı. Müslüman Kardeşler 2012 yılında Halep ve İdlib’te “Devrim kalkanları Komitesi” adı altında bir örgüt teşkil ettiler.Bu komite 2013 Ocak ayına dek Türkiye rejimi istihbaratının komutası altında kaldı. Daha sonra İdlib kırsalı Cebel el Zaviye Bölgesinde “Cebel Kalkanı” adı altında bir oluşum teşkil ederlerken, Halep’te, Homs’ta ‘Faruk Taburları’ adı altında teşkil edilen oluşma benzer olarak ‘Tevhit Taburları’ adı altında faaliyet gösteremeye devam ettiler.

Müslüman Kardeşler; Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın destek ve finansları ile gelişmiş silahlar elde etmeyi başardı. Oldukça gelişmiş bu silahların arasında tanklar, gelişmiş füzeler, havan topları, uzun menzilli keskin nişancı silahları, uçaksavarlar, muhtelif tür ağır silahlar, gece görüş dürbünleri ve büyük miktarda mühimmat yer aldı. Müslüman Kardeşlerin elde ettikleri silah miktarının neredeyse Suriye devletinin elinde bulunan silahlardan daha fazla olduğunu, hatta bir kısmının devletin silahlarından daha gelişmiş olduğunu söylemek mümkündür. Müslüman Kardeşlerin elde edemedikleri sadece uçaklar kaldı. Fakat uçaklara karşı gelişmiş füzeler elde ederek, Suriye uçaklarını birçok durumda engellemeyi başardılar.

Müslüman Kardeşlere sadece silahlar verilmeyip, Suriye’ye düşman çok sayıda devletten büyük ve küçük sayısız askeri ve istihbarat subayları gönderildi. Suriye devletini yıkmak isteyen devletlerden gelen bu subayların yanı sıra yabancı askerler ve kiralık katillerde Müslüman Kardeşlere katıldı. Subayların büyük çoğunluğu Müslüman Kardeşleri eğiten kamplarda ve yönlendiren operasyon odalarında yer aldılar. Bunların büyük çoğunluğu Türkiye’den olduğu gibi bu konuya Müslüman Kardeşlerin Suriye’nin Orta ve Güney bölgelerinde oynadıkları role ışık tuttuğumuzda ayrıntılarını ele alacağız.

Müslüman Kardeşlerin saflarında ayrıca dünyanın 82’den fazla devletinden gelen kiralık ve azılı katiller yer aldı. Bunların büyük çoğunluğu şu ana dek Arapça dilini bilmeyip, gerçek dini kültürden de tamamen uzaklar. Bunların büyük çoğunluğu Müslüman Kardeşler ve diğer İslami hareketler tarafından Bilad el Şam’da cihat konusunda kandırıldılar. Kuranı Kerimden ayetler alınarak çarpıtılmış tefsir ve yorumlarla Bilad el Şam’da cihat propagandası yapıldı. Bu ayetlerde aslında Bilad el Şam’ın güneyinde yer alan Filistin toprakları kastedilmiş olsa da Müslüman Kardeşler ve İslami hareketler dünyanın sayısız ülkesinden getirdikleri radikaller ve sözde cihatçıları kandırarak Suriye’de kullandılar. Öne sürdükleri ayetlerin tamamı Filistin’de siyonistlere karşı cihadı öngörmekle birlikte Suriye ve Suriyelilere karşı cihattan kesinlikle söz etmemektedir.

Hz. Muhammed (sav); Suriye ve Şam’dan cihat diyarları değil de; hayır diyarları ve müminlerin toprakları olarak söz etmektedir. Birçok tarihçi peygamberin Suriye ve Şam’ı öven hadislerine yer verdi.

Müslüman kardeşler kendilerine ‘Ahrar el Şam’ adı verirken; bulundukları şeytani ameller yüzünden Suriye’nin onurlu insanları onları ‘eşrar el Şam’ yani ‘Şerci Şamlılar’ adını verdiler. Öyle ki İdlib’te sözde bir tabur komutanı ve aynı zamanda bir cami imamı olan Müslüman Kardeşlerden biri kız torunu ile cinsel ilişkiye girerken yakalanmıştı. Bu çirkin fiili kendisine sorulduğunda da ‘Şafii mezhebindenim’ şeklinde korkunç bir cevabı oldu. Kızı ise yine korkunç bir cevapla ‘dedesinden çıktığını’ öne sürmüştü.Tüm bunlar hayalden bile daha garip olmasına rağmen Müslüman Kardeşler Suriye’de bunları yaptılar. ‘Ahrar el Şam’ ya da ‘Eşrar el Şam’ adı altında bunları ve çok daha fazlasını yaptılar.

Bu kötü amellerinden dolayı da Müslüman Kardeşler; kriz süresi boyunca özellikle İdlib ve Halep’te olmak üzere muhtelif bölgelerde değişik isimler ve oluşumlar altında faaliyet gösterdiler. Ahrar el Şam İdlib’te başlasa da ‘Hac Mari (Mari Hacısı) lakaplı Abdülkadir Salih’in elebaşı olduğu ‘Tevhit Taburları’ ise Halep’te başladı. Öyle ki bu elebaşının komutasındaki ‘Tevhit Taburu’; Halep’te büyük organize sanayi bölgesi olan Şeyh Neccar Bölgesini yağmalayıp çalmıştı. Tüm fabrikaları ve atölyeleri yağmalayıp çalmışlardı. Aynı zamanda Halep kırsalı Meskene Bölgesinde devlete onlarca milyar liraya mal olan şeker fabrikasını da yağmalayıp çalmışlardı. Din arkasında saklanan Müslüman Kardeşlerin bu kolu ayrıca kamu kurumları olan büyükbaş hayvan çitlikleri ve hayvan yemlerini de çalıp yağmaladılar. Bin yıldan fazla bir tarihe sahip Büyük Emeviler Camiinin minberi ve yüksek değere sahip minare taşlarını da bunlar çaldılar. Halep’in eski çarşılarında bulunan ve değeri on milyar dolar olan kuyumcular çarşısını da bunlar yağmalayıp çaldılar. Müslüman Kardeşlerin bir örtüsü olan ve din arkasında saklanan Tevhit Taburları bu ve daha büyük suçları işlediler.

Bunların ötesinde sivil yerleşim alanlarına bombalı saldırıları, sivillere yönelik katliamları ve bir kısım sivil bölgeleri tamamen yok etme vahşetlerinde bulundular. Suikastlar, bombalı eylemler, yıkım ve sabotaj eylemleri insanlığın yüz karası oldu.

Müslüman Kardeşler tüm bu insanlık dışı vahşetlerini, Müslüman Kardeşler ideolojisini taşıyan Erdoğan rejiminden aldıkları tanklar, silahlar, talimat ve muhtelif tür destekle işlediler.Öyle ki İhvancı Erdoğan bu radikal terör örgütüne; muhtelif tür ağır silah ve araçların yanı sıra askeri ve istihbarat subaylarıyla sınırsız bir destek temin etti.

Bu destek sonucunda Müslüman Kardeşler Halep’in doğusunu ve güneyini ellerine geçirdi. Bu bölgelerdeki insanların büyük çoğunluğu okur yazar olmamasıyla muhtelif isimler altında faaliyet gösteren Müslüman Kardeşlerin en büyük beşeri kaynağını teşkil ettiler. Bu insanlar ilim ve eğitimden yoksun olmalarıyla para hırsları ve radikal ideolojileri gözlerini ve insani yanlarını tamamen köreltti.

Normal koşullarda bile bu insanlar çocuklarını okuldan mahrum edip birkaç kuruş için onları gecekondularda ve sanayi bölgesinde çalıştırırlardı. Dünyanın muhtelif ülkelerinden gelen büyük paralar ve radikal ideolojilerle Müslüman Kardeşler bu insanların büyük çoğunluğunu satın alıp saflarına kattı. Bombalı ve silahlı terör eylemleri için eğitip, insanlığın yüz karası terör vahşetlerinde kullandılar.

Müslüman Kardeşlerin, sivillere saldırılarını, bombalı eylemlerini, tecavüz olaylarını, kızlarını ve eşlerini cinsel amaçlı olarak başkalarına sunmaları gibi bu vahşetlerini saymak ya da bu bağlamdaki mantıklarını irdelemek mümkün değildir.

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz