İhvan- el Müslimin Örgütünün Şu Anda Suriye’de Dönen Savaştaki Rolleri – Beşinci Bölüm

Bu yazı dizimizdeki hedef ihvancıların rolü ile Suriye’ye komplo kurmalarını anlatmak ve yaptıklarını ortaya çıkarmak değil bu bir ideolojik görevden ziyade bir gazetecilik görevdir. Bunun için Suriye’deki ihvancıların ideolojilerini ortaya dökmek lazım. İdeolojileri uzun yıllar boyunca günlük kana bulanmıştı. Zavallı Suriye halkına eziyet vermekten başka hiçbir şeyle çalışmıyordu. Dinsel görevleri sanki günlük dini vecibeymiş gibi hızlıca sona ermiş yerine “İslami tahrir” partisinin ideolojisine katılmışlardı. İhvancılar Allah-u Teâlâ’nın “Onlar o kişilerdir ki eğer kendilerini yeryüzünde imkân ve güç sahibi yapsak namazı kılarlar, zekâtı verirler” ayetini, kendilerini dini vecibelerden muaf tutarak özellikle de kendileri koyun çobanları olan, ihvancı liderlerin kendilerinden insanları öldürme ve hatta parçalama dâhil her istediklerini yerine getiren tabilerine maaşlar ödemeye başladılar. Halep’in mahalleleri de kendileri nezdinde ahalilerinden farklı değildi, birbirlerinden ayırdılar mahallerini de böldüler. Böylece Halep çoğunluğu kırsal asıllılardan olan doğu Halep ile elit düzeyde uygar asıllılardan olan kuzey ve batı Halep diye ikiye ayrıldı. Şimdi doğu Halep’in bazı sakinleri zengin olup öğrenmeleri ve çocuklarını da öğretmeleri ardından o mahallelere sızmaya başladılar ve daha sonra zikrini getireceğimiz ikinci grup oluverdiler. Bu birinci ihvancı grup Ahrar-ul Şam ile Tevhit Tugayları arasında değildi bilakis savaşan siyasi İslami grupların hepsi ihvancı veya kırsal kesimden gelen ve barbar eylemlerini ortaya döken ihvancılara tabiydi.

Halep’teki ihvancıların durumu İdlib ve kırsalındakilerden farklı değildi. Lakin burada Halep’in bazı kuzey köyleri ile kuzeydoğudaki Hureytan, Anadan, Hayyan ve Mare’deki ihvancı liderlerin Türk asıllı veya Yahudi asıllı olduklarına işaret etmemiz gerekiyor.

Türk asıllı veya Halep’in kuzeyinden kuzeyliler, kırsaldan gelen, işçi ve kültür seviyesi zayıf olanlara oyun oynuyordu. Bir ihvancının tebaalarının önüne karizmatik bir şeyh olarak çıkıp bir besmele çekip bıyıklarını da keserek, onlara kendilerini uçak ve tanklarla vurduğunu aşağı yukarı sözler vererek, tekbir getiriyor ardından koyun sürüsü gibi de tebaaları tekbir getiriyordu. Bununla kalmayıp onlara şehit olanların Aden cennetinden Hurilerin beklediğini sonra cihat nikâhının da nöbet cetvelini hatırlatmayı da unutmuyor. Tunus, Mısır, Libya, Fas veyahut da yerli cihat nikâhlı karıların haddi hesabı yoktu çünkü daha sonra yine tekbir ardından kendileri de tekbir getiriyorlardı. Bu şeyh denilen mahlûk gittiğinde de yerlerinden kalkıp nikâhlı mücahit karıların yanına girmek için sıralarını ve rollerini paylaşmaya kalkışıyorlardı.

İdlib’te ise durum Halep’ten daha zordu çünkü çoğunluk ziraatla uğraşıyor köyleri de çoğunlukla dağlık alanlardaydı. Kendileri ise bahçe ve bağlarda uğraşıyorlardı. Kırsaldakilerin durumu da farklı değildi çünkü kaçakçılıkla uğraşıyorlardı. Şimdi bu gibi insanları bir düşün işsizlik almış başını gitmiş, Müslüman Kardeşlerden bir üye aracılığıyla onlara erkeğin 1000 dolar kadının ise 500 dolar aylık alacağını söylese ne yapacak? İşini gücünü bırakıp onlara iltihak edecek. İşte bütün bunlar Ansar adı altında toplanıyorlardı. Cumhurbaşkanı Beşşar Esad’tan özgürlük talebinde bulunan Çeçen, Dağıstan, Türkmenistan, Azerbaycan, Uygur, İngiliz, Fransız, Amerikan, Afgan, Pakistan

 Hint ve Arabîler de Muhacirin adı altında toplanıyorlardı. Halep’te olduğu gibi İdlip’teki ihvancı liderlerin çoğu Türk asıllı, Türk akrabaları da paralellerindeki Türk topraklarında oturuyorlardı. Kendileri de Türk Üniversitelerinden mezun olmuş hepsi de Türkiye’de bedava eğitim aldıklarından Türk istihbarat cihazlarıyla irtibatlı. Herkes yerli yerinde rolünü oynuyor. İdlip’tekiler tıpkı Halep’tekiler gibi içlerindeki ihvancı liderler evvela Muhacirin olanların yanına gidip “Şam’a tubalar olsun, Şam’a tubalar olsun. Resulullah’a: Bu nedir ya Resulullah, Resulullah da: Allah’ın melekleri kanatlarını Şam’ın üzerine açmışlar.” diyen Şam hadisini hatırlatırlar. Tirmizi ve Ahmet bin Hanbel Hz. Muhammed’ten: “Allah’u Tela’nın en hayırlı toprağıdır oraya kullarından en hayırlıları yerleşir. Allah Şam ve sakinlerini koruması altına aldı” hadisini dinlemediler mi? Mazlum Şam kasıtlı olarak meçhul mekândır. Çünkü onlar Şam’da cihadı Suriye değil Filistin olduğunu çok iyi biliyorlar. Lakin bu durumu yabancılara saklamak ve bu hadiste kastedilenin kendileri olduklarını sanmalarını sağlamaktır. Tekbir ve tehliller getirip ölümü temenni etmelerini sağlıyor ve hatta kendilerinden canlı bomba yapmak için yarışıyorlar. Hiç birinin de aklına beş dakikasını ayırıp Filistin’in Bilad el Şam’dan ve hatta Şam’ın ruhu olduğunu sorgulayamıyor mu? Zikredilen bütün ayet ve hadisler farz olunan cihadın Şam değil Filistin olduğu kesin bir dille belirtilmiştir. Lakin Müslüman Kardeşlerle medya organları yanı sıra siyasi İslam sahipleri de yalanlarını cilalayıp kastedilenin sadece Şam olduğunu aksettirmeleridir. Söz ve eylemleriyle İslam dinini kötülemeye, kendi ülkelerini ve kendi ailelerini yıkmak, taifeciliği körüklemek, cihat nikâhını yasalaştırmak ve hatta İdlip’te bahsi geçtiği üzere torunlarına nikâh kıymayı mübah kılmak için yabancıdan medet umdular. Cihat nikahını da vacip olarak adlandırdılar.!!

Suriye’de işledikleri bütün haramlar, mubah kıldıkları kanlarla dünyanın dört bir köşesine göç ettirdikleri insanların tümü baba başkana besledikleri ve oğuldan almaya kalkıştıkları kan mirasından kaynaklanmaktadır. Yönetime el koymak ve eski kan mirasıyla ilgili öçlerini uygulamak için de, yanlarında bulunan her şeyi Suriye’ye yönelik savaşlarında küresel savaşın baş aktörleri sayılan Katar ve Türkiye’nin hizmetine sundular. Müslüman Kardeşlerin bu altlarına yatma karşılığında ise Katar ve Türkiye, Suriye’de bulunan bütün muhalif güçleri Müslüman Kardeşlerin çıkarı hesabına dönüştürmüştür. Müslüman Kardeşlerin bu desiseleri önünde de ülkeler Müslüman Kardeşleri terör örgütleri listesine aldı. Bunlardan Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri de bulunuyor. Rusya ise 28/07/2006 tarihinde Müslüman Kardeşleri 17 terör örgütünün içine dâhil etmiştir. Birleşik Arap Emirlikleriyse 2014 Kasımında Müslüman Kardeşlerle ona bağlı yerli cemaatleri de terör listesine koymuş siyasi eylemlerden men etmiş ve resmi bir şekilde bloke etmiştir. Birinci grup ihvancılardan çıkmadan önce Müslüman Kardeşlerin Adalet ve Kalkınma Partisiyle olan ilişkilerini de ele almamız gerekiyor. Çünkü ihvancıların çoğu birinci gruptan olup kesinlikle Adalet ve Kalkınma Partisinin tabisi olan şahıslar tarafından yönetilmektedirler…

DEVAMI GELECEK…..

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz