Mehmet Bedri Gültekin

Dar milli görüşlülük

Gerek Rusya, gerekse Suriye’nin olaya dar ülke penceresinden baktıkları, dolaysıyla tehdidi doğru olarak değerlendirmedikleri açıktır.

AKP iktidarının arkada kalan yıllardaki büyük yanlışları veya hala “Katil Esed”, “Pers milliyetçiliği” gibisinden söylemlerini devam ettirmesi veya Suriye’yi vuran ABD füzelerinin desteklenmesi gibisinden tavırlara karşılık olarak Türkiye’nin zararına olabilecek politikalar dillendirmek “dar milli görüşlülüktür.”

Çünkü biraz daha geniş bir perspektifle ele alındığında bu politikalar söz konusu ülkelerin de aleyhinedir.

Suriye ve Rusya’nın zararına olan her gelişme Türkiye’nin de çıkarlarına terstir. Aynı şekilde Türkiye’nin zararına olan her gelişme, Suriye ve Rusya’nın da aleyhine olacaktır.

Bu gerçek bölge ülkeleri tarafından bilince çıkarılmadan hiçbir sorun çözülemez.
Türkiye’yi, AKP iktidarının yanlışlarından dolayı “cezalandırma” gibi bir düşünceyi akıllarından geçirenler, aslında kurşunu kendi ayaklarına sıkmaktadırlar.
Velid Muallim’in, Suriye’yi bölmek için çalışan ABD’nin her bakımdan desteklediği, ağır silahlar verdiği PKK’yı (PYD) olumlayan sözleri için ise sadece “trajikomik” ifadesi kullanılabilir.

Türkiye’nin sorumluluğu

Rusya’nın PKK ile birlikte verdiği fotoğraf ile Esad ve Muallim’in açıklamalarını bu şekilde değerlendirdikten sonra son sözü Türkiye’yi yönetenlere söylemek gerekiyor.
2011 yılında ABD’nin kuyruğuna takılarak Suriye’ye karşı terör savaşı başlatan ve Şam’da Emeviye Camii’nde namaz kılma rüyası görenlerin bugün ortaya çıksan tablodaki veballeri büyüktür.

Ama Türkiye, Fırat Kalkanı operasyonu ile birlikte farklı bir mevzilenmeye girdi. Bugün bulunduğu yer ise ABD namlularının tam karşısıdır. Bu gerçeği; Türkiye, namlularını ABD’ye çevirdi diye de okuyabiliriz.

ABD 2015 yılında koridor hamlesine girişti. TSK, PKK’yı hendeklere gömdü. 15 Temmuz FETÖ darbe girişimini başarısızlığa uğratılması ve Fırat Kalkanı

operasyonu ile Türkiye son derece önemli adımlar attı.

Bütün bu gelişmelerin ardından, özellikle ABD İsrail koridoruna müdahaleden sonra çıkıp “Katil Esed” demek, “Pers milliyetçiliği”nden söz etmek ve ABD füzelerinden medet uman tavırlar içine girmek; Suriye ve Rusya’yı Türkiye’nin aleyhine olan tavırlara itmektedir.

Bu noktada Türkiye kendi sorumluluğunu düşünmek zorundadır.

Komşularla birlik politikası yerine komşularla çelişmeleri derinleştiren yaklaşımlar, sonuç olarak Türkiye’yi yalnızlaştırmakta ve emperyalist saldırılar karşısında zor duruma düşürmektedir.

Hemen atılması gereken adım

Artık bu saatten sonra, yani ABD’nin PKK’ya ağır silahlar vereceğini açıklamasının ardından Türkiye’nin vakit geçirmeden atması gereken adım şudur:

Ankara bir an önce Şam ile el sıkışmak zorundadır. Türk Ordusu’nun Suriye sahasında Suriye Ordusu ile birlikte teröre karşı ortak mücadele etmesi, sorunu çözmenin en etkili ve biricik yoludur.

Türkiye önünde sonunda bu adımları atacaktır. Bu, Türkiye’nin mecburiyetidir.
Bu adımın atılması ne kadar gecikirse Türkiye’nin ödeyeceği fatura da o kadar büyük olacaktır.

 

kaynak: ulusalkanal

 

 

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz