sessizliğin nimeti

Biri din adamı, ikincisi avukat, üçüncüsü fizikçi olmak üzere üç kişi giyotinle olüm hükmü yemişler. İdam saati geldiği zaman din adamının başını giyotin altnda koyduktan sonra: “son isteğin varmı?” diye sormuşlar. Din adamı: “Allah, Allah, Allah beni kurtaracak” demiş.

Giyotini indirmişler ama tam başına ulaştığı zaman durdu. Her kes şaşırdı sonra Allah sözünü demiş söyleyerek serbest bıraktılar.

Din adamı kurtulduktan sonra avukat’ın sırası geldiğinde aynı soruyu sormuşlar. Avukat: “Din adamı gibi Allahı bilmem ancak Adaleti daha çok biliyorum, onun için adalet beni kurtaracak” demiş. Giyotini indirmişler ama tam başına ulaştığı zaman durdu.

Her kes şaşırdı sonra adalet sözünü demiş söyleyerek serbest bıraktılar. Avukat kurtulduktan sonra Fizikçi’nin sırası geldiğinde aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi: “Ben din adamı gibi allahı, avukat gibi adaleti bilmem ama bildiğim bir şey var o da Giyotinin inmesini engelleyen ipte bir düğüm vardır” demiş. Baktılar ve gerçekten ipte bir düğüm buldular. Düğümü çözdüler ve giyotini indirip fizikçinin başını kestiler.

Bu hikayeden almamız gereken ders, bazen ağzını kapalı tutman gerek çünkü bazen sessizlikte selamet ve  kurtuluş, çok konuşmakta pişmanlık ve ölüm vardır.

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*