Yeni bir dünya doğuyor

Mehmet Yuva

Batı âlemi ve riyakâr rejimleri, solakları ve liboşları Barzanistan Referandumu, Suriye’nin bölünmesi ve daha nice Doğu sorunu için oley çekerken, Katalonya için itidal ve birlik çağrıları yapıyor. “Bir nefis katleden tüm dünyayı katletmiş gibi olur” sözüne yabani olan Batılılar “Bir gün her nefis ölümü tadacaktır” yani “ektiğini biçecektir” sözünün tecelli olmasının henüz ilk evresinde.

Avrupa kıtasını ayrılıkçılık, faşizm, yabancı düşmanlığı, mezhep ve din savaşları bekliyor. İç savaşlarını ihraç etmek için yeni Haçlı Seferleri dönemi kapandı.

Bu sefer rezil ve sefil savaşlarını kendi topraklarında yaşayacak. Ve Tekelci hegemonya tamahları sebebiyle dünyayı yakan hükümetlerinin ektiği nefret ve yıkım politikalarını kendileri tadacak.

Önce İran Genel Kurmay Başkanı Muhammed Bakıri’nin voltajı yüksek, ardından sessiz sedasız Rusya Genel Kurmay Başkanı Valery Gerasimov’un Ankara ziyaretleri hâsıl oldu.

Putin’in Ankara ziyareti, Genel Kurmay Başkanı Hulisi Akar’ın ardından Erdoğan’ın Tahran ziyareti gerçekleşti.

ABD ve İsrail’e karşı politikaların söylem ve eylem bazında hayat bulduğu Venezüella Cumhuriyeti’nin Devlet Başkanı Hugo Chavez’in yoldaşı Nicolas Maduro Türkiye’ye geldi. “Yeni Bir Güç Doğuyor” açıklamasında bulundu.

Erdoğan, Erzurum’dan, “Rusya, İran, Irak ve Suriye ile irtibat halindeyiz”dedi. Bu askeri, siyasi ziyaretlerin ticari, güvenlik, askeri iş ve güç birliği, bölgesel sorunların çözümü ve ortak bir irade ortaya koyma çerçevesinde hâsıl olduğunu biliyoruz.

RESMİ ANLAMAYAN ZİHNİYET :Tam bu esnada Suudi Kralı Selman sayıyla 1000 yazıyla tam bin kişilik bir heyet ordusu ile Moskova’ya çıkarma yaptı.

S-400 ve daha nice tür Rus silahlarına talip oldu. Keş yani nakit milyarlarca dolar ödeme yapmaya hazır ve nazır olduğunu söyledi. Suriye için siyasi çözümü desteklediğini ifade etti.

Suudi Kral’ın Rusya ziyaretini “üstakıl” mahfilinin bir senaryosunun icra hali olarak görenler var. Vahhabi Kral ile eski gominist KGB yetkilisi Putin… Rusya ile Suudi Arabistan…

bu iki ülkeyi aynı karede görmeye alışık değiliz. Bu sebeple Kral’ın Moskova’ya ABD, İsrail ve İngiltere’nin telkinleriyle gittiğini iddia edenler var.

Esas hedefin Moskova’yı Tahran’dan uzak tutmak olduğu görüşü hakim. Malum eski konular ve iddialar temcit pilavı gibi ısıtılıyor.

İnsan ve devlet politikalarını ‘değiştiren ama değişmeyen Allah’ sanan bu akıl hangi mecburiyetlerin Suudi Arapları Batı ve İsrail’in kucağına ittiğini ve bugün neden Moskova’da olduklarını araştırmaz. Zor iştir çünkü.

İşin kolayına kaçar, “Bu işte bir bit yeniği var, kumpastır, Vahhabi adamdan gominist olur mu?” der.

Bu zihniyet, faşist Hitler ile demokrat İngiltere’nin, faşist Hitler ile komünist Stalin’in neden dostluk ve saldırmazlık paktı kurabildikleri ve daha sonra neden birbirlerini boğazladıkları üzerinde kafa yormaz.

2001 İkiz Kuleler ve ABD’nin şantajı, ABD bankalarında bloke edilen yüzlerce milyar dolar Suudi parası, Trump’ın alıp götürdüğü yüzlerce milyar dolara rağmen Suriye, Katar, İran ve Yemen konularında Suudi hanedanlığın sivri bir ABD kazığına oturtulduğunu ve aynı iç savaşlar ile tehdit edildiğini anladığını kavrayamaz.

KÖRLER İÇİN MUM IŞIĞI: Baş döndüren gelişmelerin akıl bozan olması gayet normal. Ne olup bittiğine anlam veremiyorsanız üzülmeyin. Konunun birçok muhatabı ve uzmanı da şaşkın ördek misali.

Azımsanmayacak bir kesim, özellikle Erdoğan söz konusu olduğunda, harikulade icra edilen bir tiyatro oyunu seyrettiğimize inanıyor. Erdoğan’ın halen BOP Eşbaşkanı olduğuna iman ediyor.

Uluslararası Siyonist Yahudi mahfilin marifetiyle Türkiye’nin başına musallat edildiğini ve halen onların hükmü altında saltanat sürdürdüğünü iddia ediyor.

Aynı kafa Erdoğan’ın ABD, AB, İsrail ile yaşadığı çatışmayı bir kayıkçı kavgası gibi görüyor. Çevreyi daha çok soymak için kurulan tezgâh olarak telakki ediyor.

Rusya, İran, Çin, Irak ve belki de Suriye ile yaşamak istediği “irtibatın” geçici ve “oyalayıcı” olduğuna inanıyor.

Geçmiş tecrübelerle sabit olan “yanılmaların ve aldatılmaların” bu sefer tekrar yaşanacağı ve Erdoğan’ın dostluğuna ve sözüne itimat eden ülkelerin hüsrana uğrayıp büyük bir bedel ödeyecekleri tedavüle sokuluyor.

Mum ışığının körler için kıymeti harbiyesi olmaz ama biz yine yazalım. Eğer yaşadıklarımız bir tiyatrodan ibaret ise, eğer şahit olduğumuz gelişmeler bir mükemmel planın ve senaryonun tatbiki ise ve üst mahfil her kim ise İngiltere, ABD, İsrail, Uluslararası Siyonist Tekelci Sermayenin hesabı doğrultusunda varlığımızı daim ettiriyorsak, o vakit yeryüzünün İlahı bunlar diyelim ve mutlak kudretlerine irademizi teslim edip yazılana razı olalım, sırtımızı yaslayıp tiyatroyu seyredelim.

“Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış” misali Erdoğan’a muhalefet edeceğim diye Erdoğan’ın kurtulmaya çalıştığı ilişkileri, eski bağlantıları, nalları arkadan toplamakla meşgul.

Erdoğan’a muhalefet edeceğim diye şeytanın avukatlığına bile soyundular. Evet, yeni bir dünya doğuyor. Yeni dünyanın tohumunu eken Suriye.

Ancak her doğum misali eskinin bağrından çıkan yeni de çok sancılı olacak.

Kaynak: aydınlık gazetesi

 

 

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz