Devralınan Hatalardan Sakının

Uzak bir ülkenin hakimi tehlikeli bir hastalığa yakandığı rivayet edilir. Doktorlar tedavisini ancak burnunu kesmekle bulurlar. Hakim doktorların emrine teslim olunca ve gerekeni yapmışlardır.Şifa bulması ardından burunsuz çirkin yüzüne baktıktan sonra, bu utanç verici durumdan kurtulmak için, veziri ve üst düzey görevlilerini burunlarını kesmelerini emreder.Her yetkili de bir mertebe altını burnunu kesmesini emreder.

Ta ki iş devletin bütün memurlarına varıncaya kadar devam eder. Memurlar da evine gitiiğinde eşi ile ailesinin bütün fertlerini burunlarını kesmeleri emrini vermeye başlar.

Zamanla, bu bir alışkanlık haline gelmekle birlikte bu şehrin halkının özelliklerinin bir parçası haline gelir.

Kız veya erkek olsun yeni bir bebek doğduğunda, göbek bağı kesilmesi ardından yapılacak ilk iş burnunu kesmek oluyordu.

Yıllar sonra bir yabancı bu beldeye gelir. Bütün herkes ona, yüzünde beliren şey “doğal burnu!” olması itibariyle herkes tarafından çirkin ve anormal gözüyle bakıyorlardı. Bu küçük tolumun ve kırsal beldenin yönetimi ve adeti gereği yanlış doğru, doğru da yanlış olmuştu.

Halk ona ve yüzündeki burnunun varlığına gülmeye başlamıştı. Aman Allahım, şu garip burunlu mahluka bakın! İnsanların çoğu böyle demeye başladı.

Fesübhanallah, gerçekte burun sahibi olduklarını unutmuşlardı…

Doğrudan daha doğru olan ne kadar yanlışa alıştık. Adetimizdendir diye de onu savunuyoruz?

Sevgili okurlarımız, lütfen burunlarınızı kontrol ediniz. Akıllarınızı kontrol ediniz. Ve kendi kendinize bir sorun: Sizlerden ne kadar çok şeyi kesmişler.

Atalarınızdan miras edindiğiniz hataları keşfetmeye çalışın, örf ve adet çarkından çıkarak akıl masasına yatırın ve ilişkinizi onunla yeniden keşfedin ki koku alma ve düşünme duygularını yeniden kazanalım.

 

 

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz