Jeopolitik Çatışmanın Doğu’daki Patlamaları Büyürken Araplar Geriden Alkışlıyorlar

Arap ülkelerinde artan mücadele, çılgınlığı uyandıran tekil bir coğrafyayı eş zamanlı olarak buluşturan çelişkili iki temayı ortaya çıkarıyor.

İlk sahne büyük ülkelerin Yemen’den başlayan ve sadece Lübnan denizi sınırlarında duran siyasi çözüm aşamalarındaki hegemonyasını pekiştirmek için geniş alanlara yayılmak için acele etmeleridir.

İsrail ise batı jeopolitikasını çıkmaza sokan Suriye devleti ve ortaklarının zaferlerini teşkil eden sağlıklı ve sert savunması mukabilinde Filistin davasını bitirecek “araplaşmış” rolünü kapması için fırsat gözlüyor.

Çelişkili ikinci sahne ise ise, Arap rejimleri zaman haricinde palyaço edatı olarak ortaya çıkıyor. Bunlardan bazıları yabancı işgalcilerle işbirlikçi rolünü oynarken diğer bazıları kendisi sanki başaka gezegendenmiş gibi bölgesinin olaylarını seyrediyor.

Yüzyıl önce Filistin ve İskenderun’u kaybettik. Bizlere ise (şekilde)  Arap devletleri diye anılan batılı kurucuları olamasa hiçbir zaman gelişmeyecek orta çağlardan kalma siyasi edat olarak kuvvetle kroudukları terekeler ve şeyhlik benzeri ülkelerden başka bir şey kalmamıştır.

Bugün ise Arap ülkeleri kuduz olan uluslararası ve bölgesel jeopolitik arasındaki çatışma oyunuyla yüzlerce “kantona” bölünmekle karşı karşıyadır. Buda ya birbirleriyle tarih boynca kavga edecek yada petrol ve diğer kaynakların sona erme aşamasına varmak için savaşacak “mozaik” üretecek ve en sonunda 1 milyar 400 milyon Müslümanı kontrol altına almak için “İslam” dininin dinden siyasi edata dönüştürülmesi istenmektedir. Buda iki sebepten dolayı oluyor, biri Çin ve Rusya jeopolitikasına karşı dini İran’a karşı da mezhep iddialarıyla karşı koymak, ikinci sebep ise Müslümanların tüketici olarak batılı sanayiye ebediyyen bağımlı kalmalarını sağlamaktır. Yani İslam ülkelerini gerici ve tabi kılmaktır.

Diğer yandan Amerikan jeopolitiği ise Arap sahnesine giren ilk taraf olarak 1990’dan sonra (2001 -2010)Afganistan, Irak, Suriye, Yemen ve Pakistan’da doğrudan askeri savaşlarla hegemonyası altına alma girşiminde bulunmuştur. Amerikan işgali burada çetin ve sert bir direnişle karşı karlıya kaldığı zaman da neye başvurdu? Bölgenin iç bileşenlerini, taifecilik, mezhepsel, kabileler, etnik ve milli ayrımcılıkla adını zorla verdikleri “Arap Baharı”nı patlatmıştır.

Hedef artık herkes tarafından bilinir oldu. Bu hedef İran’ın çıkışı ile Çin ve Rusya Jeopolitikası önünde bir “püskürtme duvarı” örmek için ülkeleri bölmek, Filistin davasını sona erdirmek ve stratejik orta doğu bölgesinde hiçbir Arap ülkesinin gelişmesine imkan tanımamakla ilgilidir.

Suriye devleti Amerikalı jeopolitik kantonlara karşı savaşmak zorundadır.  Şam’ı dolayısıyla Moskova’yı savunmak için çatışma sahalarına dönmeye zorunlu bulan Rusya’yı da unutmamak gerekir. Belki başları şişen ülkeler yeni zaferler eşiliğinde akılları başlarına gelir.

 

 

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz