Dünya Medya Organlarına Sahip Olan Kişi İnsanları Öldüren Kişidir

Libyalı bir akademisyen: Bir sabah evimin çatısını temizlemek için Afrikalı bir işçi ile geldim. Daha sonradan bu işçinin Kongo’nun başkenti Kinşasa’daki bir üniversitede yardımcı doçent olduğunu öğrendim. İşimi yaptıktan sonra Duran’a (Sidi Yunus) geri döndüğümde oturup biraz konuştuk, bana dedi ki: Ülkem Kongo Orta Afrika’da bir Belçika kolonisiydi ve halen de öyle.

Gökyüzünün hibesi olan ormanlar, altın ve elmas yanı sıra cep telefonunun ekranından şu anda ülkeni vuran hava kuvvetlerindeki uçakların tellerinden her şeye varıncaya kadar bütün metaller ve zenginliklerin sahibi olan ülkem. Son kırk yıl içerisinde ülkesinde dokuz milyon insanın öldüğünü bilip bilmediğimi sorduğunda ve ona olumsuz yanıt verdiğimde bana:Küresel medyaya sahip olan kişi, oradaki insanları öldüren kişidir ve bu yüzden duymayacaksınız .. !! – Ona Belçika’nın ülkesindeki rolünü sordum.

Bana dedi ki: Kongo bir tek ülkenin hegemonyası altında değil bütün dünyanın hegemonyası altında,  ve her ülke kendi imkanlarıyla, Amerika da elbette aslan payına sahip çünkü bir süper güç… Keza Fransa, İngiltere, Çin ve Belçika hepsi ölümümüze yatırım yapıyorlar, çünkü artık merkezi bir hükümete sahip değiliz… Yarım milyon kadının tecavüze uğramasına rağmen barış ve insan hakları savunucuları bize gelmeyecek…

Ona, kendisini Libya’ya getirenin ne olduğunu sordum.

Dedi ki: Onların milisleri karıma önümde tecavüz etti. Sonra babamı öldürdüler sonra da çocuklarımı çiftliğimin içindeki kuyuya attılar beni de bu kuyunun yanına onların seslerini duyma mecburiyetinde bırakmak için bir kaç gün bağladılar.

Onlara güvence vermeye çalışıyordum lakin birbiri ardına hayata gözlerini yumdu ve artılk seslerini duymaz oldum. Uzun yıllar boyu çığlıklarını duymayı ve onları kurtaracak birinin gelmesini umut ettim.

Ama hepsinin sesi kesildi. Ben de susmuştum. Bana dedi ki: Senden, toprağından ve “şimdi ülkenizde olduğu gibi” ülkenin zenginliklerinden  hisse isteyen büyük sayıda milisler, şirketler, ülkeler ve politikacılar olduğunda, hiçbir ülke tek bir kanun ve yargı kurumuna sahsözleşmeler yapacak,  kendini ve güvenliğinin korunması karşılığında, servetinin bir kısmından feragat edecektir. Kongo’dan altın veya elmas isteyen yüzlerce taraf var ve her birinin de bir çetesi ve bir milisi bulunuyor. Cennete benzeyen ülkemizde karanlık kâbusu yapan bizleriz. Onu gideceği yere bıraktıktan sonra teşekkür edip vedalaştık.

Başka bir müşteriyle yeni bir ekmek kapısı aramaya koyulurken iş arkadaşlarıyla kaldırımın kenarında oturmaya koyuldu. Ülkemizi düşündüm, nasıl parçalanıp bölündüğünü de. Çünkü her taraf zenginliklerinden pay istiyordu. Parayı üretenler ise bir yerde bulunduğundan başka bir yerde beraberinde göç ettirme, yıkım, donukluk ve gelecekteki problemleri de bulunduruyordu. Haftalarca düşündüğüm bir şeyi hatırladım …

Nasıl paramparça olduğumuzu hatırladım …Bir bölümümüz kurtuluşun “kendisinin anladığı gibi” dine mutlak bağlılıkla olabileceğini tasavvur ediyor diğer bölümümüz de şikayet ettiği sorunların dini yok etmeden veya dini devletten ayırmadan hallolmayacağını tasavvur ediyordu. O Kongolu güzel insanın çocuklarının çığlıklarını yeniden duyması umuduyla güldüm. Güldüm çünkü bizim ne kadar kurban olduğumuzu bildim. Bu Afrikalı işçi, ulusal, entelektüel ve ideolojik hayatımın kavramlarını yeniden düzenlememi sağladı.

Kendi kendime şöyle demeye başladım:”Ülkemde olan budur. Halkım bunu idrak edebilecek mi? Ülkesini bir avuç dolusu para veya bir mevki için feda edeni Allah rehmet eylemesin”

Kaynak:almuraqeb-aliraqi

 

 

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz