Daraa’nın sembolik şehri

Thierry Missan

4 Şubat 2011’de, Facebook’taki kimliğini belirlenmeyen ve “Suriye Devrimi 2011” olarak adlandırılan bir sayfa, Suriye Arap Cumhuriyeti’ne karşı Cuma namazından sonra gösteriler düzenlemeye çağrıda bulundu ve birkaç yıl sonra, olayların ritmini kendi lehlerine kontrol edebildi.

El Cezire kanalı, yerel güvenlik makamlarının aynı ayın 16’sında, Cumhurbaşkanı el Esad’a karşı slogan yazdıkları gerekçesiyle Daraa’da 15 öğrenciyi tutukladılarını iddia etmiştir.

İddiaya göre sözkonusu çocukların işkenceye maruz kaldıklarını ve yerel güvenlik görevlinin çocukların ailelerini hakaret ettiğini bildirildi.

Şimdi, tüm bu yıllardan sonra, polisin gerçekten çocukları birkaç saat boyunca tutuklandığı ispatlandığı halinde bile, işkence ve aşağılamanın asla kanıtlanmadığını söyleyebiliriz.

Çünkü Anglo-Sakson medyası tarafından yayınlanan videolar ve röportajlar gerçekten korkunçtu, ancak bazı Katarlı “tanıklıkları” ile ya da yerde neyin doğrulandığıyla uyumlu değildi.

Beş Göz’ün (ABD, İngiltere, Avustralya, Kanada ve Yeni Zelanda) istihbarat servislerinin bir türevi olan Ulusal Demokrasi Vakfı’nın şubelerinden birine başkanlık yapan Senatör John McCain, 22 Şubat’ta,  Suriye’ye silah teslim etme görevini milletvekili “Ikap sakır”‘a teslim etmek için “Lübnan’a gitti.

Aynı günde Cihatçılar için gelecekteki bir üs oluşturmak için Arsal’a gitti. Ondan sonra Hükümet yetkililerinin 15 Mart’ta Daraa’da ilk gösterisini düzenleyerek çeşitli taleplerini sunmalarından hemen sonra, Cumhurbaşkanı ve Hükümet’in 17 Mart’ta bir sosyal reform paketi ile karşılık verdiler.

Yine Daraa’da, 18 Mart’ta ilk Cuma namazından sonra, “Allah, Suriye, Özgürlük” diye bağıran ve Umari Camii’nden çıkan  İslamci bir gösteri düzenlendi. Buradaki özgürlük sözcüğün batı kavramına göre değil, Müslüman Kardeşlerin kavramına göre anlmalıyız, Yani, “şeriatı uygulama özgürlüğü”dür. Bu gösteride, hem polislere hem de protestoculara yönelik kaynağı belinmeyen çeşitli ateşler sesleri duyuldu.

Katiller, büyük ihtimalle daha sonra iç savaşa benzer bir atmosfer yaratmaya çalışan, yerde üçüncü bir kuvvet olarak bulunuyordu.

Olaylar büyük hızla tırmanmaya başladı. Gösteiciler adalet sarayı yakarken, başka bir grup isyancı şehirden ayrıldı ve o yerden çok uzak olmayan bir yere.

Golan Tepeleri’ndeki İsrail işgal güçlerinin izlenmesinden sorumlu askeri istihbarat şubesinin genel merkezine saldırdı.

Ancak Senatör McCain’in cihatçı liderlerle (İŞİD liderleri dahil) sürekli temas içinde olduğunu itiraf etmesi için çok zaman beklemedik.

Ardından Ikap sakır da, Suriye’ye silah aktarımını denetlediğni itiraf etti. Ardından, Suudi general Enver Eshki, ülkesinin daha önce El-Omari camiine silah göndermiş olduğunu itiraf etti.

İsrail ise, şu ana kadar Daraa’daki askeri istihbarat şubesine düzenlenen saldırıdaki herhangi bir rolü reddetmeye devam ediyor.

Bu olayların nasıl yorumlandığına bakılmaksızın, gösterilerin halksal olmadıklarına, en azından o sırada ABD, Suudi Arabistan ve İsrail’in dahil olduğu bir komplonun sonucu olduğuna işaret edilmelidir.

Şu anda Batı medyasına göre, devrimin beşiği olan Daraa’nın çöküşü, “Başkan Esad’ı devirme” olasılığının sona ermesinin bir göstergesidir.

Fakat Suriye Arap Cumhuriyeti’nin, ordusunun, halkının ve başkanının “dış saldırganlığın beşiği” birlikte “kurtardığını” söylemek daha adil değil mi?.

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz