Türkiye Cumhuriyeti’nin Temellerini Sarsma Aracı.. AKP

Ahmet Süleyman El İbrahim- Türkiye İşlerinde Araştırmacı-Yazar-16-16 – Son

Aslında, Adnan Menderes’in Demokrat Partisinin 1950’de Türkiye’de iktidara gelmesi ve Türk askerlerinin Kore Savaşı’nda Amerika’nın yanında savaşmaya göndermesi ve Türkiye’nin NATO’ya katılımının kabul edilmesinden bu yana, bu ülke bölgedeki ABD emperyalizminin bir ileri karakolu haline geldi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden beri Türkiye’de birbiriyle çelişen iki siyasi proje vardır; İlk proje, Türkiye’nin etnik çokluğna dayalı merkezi bir federasyona dönüşmesi,

bu politik projenin diğer adı “Yeni Osmanlıcılık” (Talaat Paşa, Enver Paşa ve Cemal Paşa ile başlayan ve Adnan Menderes, Turgut Özal ve Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi’ne uzanan). Diğer proje ise, Türk milletinin Anadolu coğrafyası üzerinde egemenlik hakkını savunan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temelleri üzerinde modern Türkiye’yi yirmi birinci yüzyıla getiren projedir.

Çok partili döneme geçişle birlikte Türk siyasetinde “merkez ve çevre” oluşmuştur. Bir yanda, modernizm projesinin tepeden indiren ve uygulayan askeri-sivil bürokratik elitlerden ve büyük sermayeden oluşan Merkez (Cumhuriyet Halk Partisi), Öte yandan, köylülerin, zanaatkârların, küçük ölçekli çiftçilerin, etnik kimliklerin, dini grupların ve tarikatların taleplerini aktardığını iddia eden çevre Hareketi (Demokratik Parti) vardır. Bu nedenle, AKP’nin yaptığı ilk şeyin, İstanbul ve Marmara burjuvazisi olarak adlandırılan klasik burjuvaziyi ortadan kaldırması ve onun yerine Anadolu Kaplanları olarak adlandırılan taşra burjuvazisini getirdi.

Ergenekon, Balyoz, Oda Tv davalarıyla orduda ve güvenlikte Kemalist ve laik subayların tasfiye etti onları Fethullah Gülen cemaatinden (2014 yılına kadar iktidardaki ortağı) subaylarla değiştirdiler.

Buradan Adnan Menderes ile Receb Tayyıp Erdoğan arasında birçok benzerlik görüyoruz. Adnan Menderes köy enistütüleri kapattı, laiklikle mücadele etti ve Türkiye’deki tarikatlara özgürlük verdi, Aynı zamanda, dış politika söz konusu olduğunda, Sovyetler Birliği’ni kuşatan ve milliyetçi Arap bilincinin yayılmasına karşı mücadele eden Ortadoğu komutanlığı Projesi’nin eşbaşkanıydı. Bu bağlamda, Menderes, Sovyetler Birliği ve Nasır ile yakınlaşması nedeniyle Suriye’deki Ulusal devleti de hedef aldı.

Recep Tayyip Erdoğan ise, devlet kurumlarında laikliğin temellerini sarsmak için dindar bir adam yaratmaya çalıştı. Dış politikaya gelince, kameraların önünde pek çok ifade verdi: “Türkiye’nin Ortadoğu’da bir görevi var” ve şu soruyu soruyor: ” nedir Bu görev?” “biz, geniş Orta Doğu ve Kuzey Afrika projesinin eşbaşkanlarından bir tanesiyiz, biz bu görevi yapıyoruz biz” diye cevap veriyor. Buradan da, ilk olarak Türkiye’de ve daha sonra Ortadoğu’da ve özellikle de Suriye’de ulusal devletlerin temellerini tahrip etme arayışında oynadığı rolü açıklayabiliriz, daha doğrusu Orta doğu devletlerinin bağımsızlığına kavuşmasını ardından Doğu’da kurulan ilk cumhuriyetler, laik ve yarı laik cumhuriyetleri yıkmadaki rolünü açıklıyabiliriz.

 

 

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz