Çin Devi Suriye Kapısı Kanalıyla Bölgeye Güçlü Bir Şekilde Yürüyor

“Abdulbari Atwan” Yazdı

Yaklaşık 10 yıl önce Hong Kong yakınlarındaki Makao’a düzenlenen siyasi bir foruma katılmam için davet edildim. Orada tercümanlar ekibi içerisinde olan Arap bir gençle tanıştım. Bana Çin’de yaklaşık 40 yıldan beri ikamet ettiğini söyledi.

Bu genç bana ayrıca, Çinlilerin 40 yıl önce 3 öğün yemeklerinde haşlanmış pirinçten başka bir şey yemediklerini, bölgenin bir ucundan bir ucuna tek tip elbise olan ketenden yapılmış elbiseden başka bir şey giymezlerdi. Ama şimdi Fransız, İtalyan, Japon ve Hint mutfakları her yerede, Fransız üretimi elbiseler satış yerlkerinin baş köşesinde yer alıyor. Sözlerini, Pekin’deki hakim otoritelerin güçlü ekonomi inşa etmek için odaklanmaya karar verdiler. Ardından, özellikle içe yönelik odaklanan askeri ve nükleer güce sahip oldu.

Ben sonraki aşamanın dışarıya açık olmak, özellikle de orta doğuluolmak üzere küresel konularda, stratejik rol oynamak olacağını düşünüyorum diyerek sözlerini bitirir.

Beyrut’taki Çin büyükelçisi “Che Kiengin”in “”Çin ordusu şu veya bu şekilde İdlib bölgesi veya Suriye’nin herhangi bir bölümünde, Suriyeli meslektaşının yanında teröristlere karşı savaşmaya hazırdır” açıklamasını okuduğumda, siyaset biliminde doktora yapan bu gencin sözlerini hatırladım.

Büyükelçinin Suriye otoritelerine yakınlığıyla bilinen “el Vatan” gazetesine kasıtlı  şekildeki bu açıklaması, bizler dahil bir çoğu için sürpriz olarak geldi. Çğnkü Çin son yarım yüzyıldır ortadoğudaki bütün savaşlara yönelik kendisini tamamen uzak tutmuş, sınırları haricinde savaşması için herhangi bir askerini göndermekten, geçtiği ekonomik ve askeri “güçlendirme” aşamaları boyunca kendisini menetmiştir.

İşin iç yüzünü bilenler Çin’in,güneybatısındaki İslam Uygurları ırkından olan militanların “el Kaide” ve İslam Devleti” örgütlerinin ideolojileriyle doldurulmuş olarak kendi bölgelerine dönmeleri ve son yedi yıldır Suriye’de yaşananlara benzer askeri eylemlerde bulunmalarından endişe ettiğini söylüyor.

Çinli yetkililer bu açıklamalarıyla, “Şam Kurtuluş Heyeti” (Tahrirul Şam Heyeti) (eski adıyla Nusra Cephesi) bayrağı altında Türkistan İslam Partisi adıyla savaşan ve yüksek savaşma gücüne sahip olan vatandaşlarını ortadan kaldırmak ve Afganistan’ın bitişiğindeki Uygur bölgelerine dönmelerini engellemek için, önümüzdeki İdlib savaşına katılmak üzereözel kuvvetler veya danışmanlar göndermenin yolunu açıyor.

Çin’in bu hamlesi “Erdoğan’ı” endişelendirdi. Çünkü Çin’in İdlib muharebesinde büyük ağırlığını Suriye Arap Ordusu ile beraber yan yana koyması, her iki taraf arasındaki siyasi ve askeri çatışma olasılıklarını pekiştiren stratejik bir dönüşümü aynsıtıyor.

Türk makamları, yukarıda bahsedilen Türkistan Partisini aleni olmayan bir şekilde kucaklıyor ve İstanbul Avrupa’sına kadar uzanan Türk kuşağının doğu tarafını temsil eden Uygur bölgesi ahalisini Türk olarak sayıyor.

Çin-Suriye ilişkileri güçlüdür.Çinli elçiler de son yıllarda Şam’ı ziyaretlerinden hiç geri kalmadılar. Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın hem ekonomik hem de askeri olarak Çin deneyimine olan hayranlığı inkar edilemez. Çin’in BM temsilcisinin Amerikan veya batılı karar tasarılarına karşı Suriye kriziyle ilgili sadece iki defa VETO kullandığını hatırlatmakta yarar vardır.

Orta Doğu, Çin’in stratejik genişlemesinin yeni alanı haline geldi.Çin devi, siyasi, ekonomik ve askeri silahlarını kuşanarak hemde Suriye kapısından geçerek Orta Doğu’ya güçlü bir şekilde adım adım ilerliyor. İlk durak İdlib.. Gelecek günler de uzak değildir.

Kaynak “raialyoum”

 

 

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz