Türkiye’de Yeni Darbe Mi Yoksa Uçuruma Giden Sultani Yükseliş Mi?

Muhammed Sadık HÜSEYNİ Kalemiyle

Dünya’da ve bölgede adımlar batıdan doğuya daha fazla dönüşüme doğru gittikçe hızlanıyor.! Trump’ın düşmanlarından müttefiklerine varıncaya kadar her dar etme ve abluka altına alma adımları yoluyla, bu dönüşümü her durdurmaya çalıştığında, doğal olarak uluslararası ilişkilerde geleneksel dengeleri kıran direniş eksenine darbeleri sebebiyle, aslen sönük olan imparatorluk vücüdundaki erken yaşlılık hastalığının yayılmasında, istikbar ve acelecilik yalnızlığını bir köşeye itmede yardımcı oluyor.

Amerika’nın tek taraflı yıkımın kurbanlarından sonuncusu olan Erdoğan, velnimetine yönelik ananevi darbeleri altında sallnaıyor. Belki de ülkesini deprem hattının eşiğine veyhut da uçuruma getirecek riskler içine girmesini zorunlu bırakacaktır.!

Erdoğan diyor ki: Terörist örgütler için stratejik ortağıyla ilişkilerini kurban eden ülkeye “güle güle” diyoruz.!

Erdoğan: “Bize karşı ticaret savaşı başlatanlara yeni ortaklıklar kurmak ve yeni pazarlara yönelmekle cevap vereceğiz” diye ekliyor. Bu durum Türk Sultanının tarihi ahırından çıkmaya itecek derecede Amerikan beyine karşı bıkkınlığını ortaya çıkarıyor.

Ama biraz sadede gelelim! Ankara ve İstanbul’dan birileri cereyan edenlerin ekonomik kriz değil bilakis, güvenlik açısından iki yıl olağanüstü halin ilan edildiği gibi ekonomik hal durumunun ilan edilmesine yol açacak, iki yıl önce 2016 yılında dünyanın sürpriz olarak gördüğüaskeri darbeyi izleyen bir ekonimik darbe olarak görüyor.!

Bu da Türkiye’nin üst düzey ekonomik, finans ve iş adamları ortamıda geniş çaplı tutuklama ve görevden alma operasyonlarına tanık olacağı anlamına geliyor.

Dolayısıyla bu durum, sultana biat etmeyen veyahut da ona karşı düşmanlık gösteren parababalarının değişmesine, aynen Sultan’ın istisnasız bütün medya kurumlarının mülkiyetini kendisine biat eden yandaş tabakaya devretmesine yol açan medya darbesinde olduğu gibi,  finans, üretim ve para malikleri tabakanın düşürülmesine yol açacaktır.! Borçlarını mali usüllerini dolara çevirmek kanalıyla finanase etmeye çalışacak şirketlerde likidite açığına yol açacak ve para biriminde büyük bir enflaasyonun takip edeceği liraya yönelik yapay enflasyonla ekonomik darbe şimdi başlamış oldu. Lakin bu şirketler para açığını kapatmada başarısız kalacak ve bu yüzden kredi almak için yeniden bankalara iltica edecek.

Tabii ki bankalar şirketlerin emlak ve tahvil usüllerini haciz için koşacak ve bankalar bu kez büyük bir likidite açığına çarpılarak para düğümünün çözülmesinde yardımcı olması için Merkez Bankası’na başvuracaktır.

Tabi Merkez Bankası, özel bankaların uğradığı nakit açıklarını ortadan kaldırmak için desteğini esirgemeyecektir. İşte tam da burada hükümete tabi bankacılık para ve denetleme kurumu müdahale ederek, cari açıklarını idare edemeyen bankaların haczi  ve bankaya kendisi tarafından bir kayyum tayin etme yoluna gidecektir.

Bu da kayyumun  bankalara rehin olan şirketleri, şirket usüllerini ve mülklerini alelacele satacağı anlamına geliyor.! İşte tam da burada Sultan ve haşiyesinin haczedilen herşeyi, üçüncü bir tarafın bilmesi veya müdahale etmesinin mümkün olmadığı, en ucuz ve en gizli fiyatlarla satın almasındaki rolü geliyor.

Sultan’ın anamal ve ekonomi  devleriyle özel ve büyük bankaları “soymak için” koyduğu ve bütün bunları kendi şahsi veya kendisine yandaş olan haşiyesinin mülküne geçireceği ekonomi darbe senaryosu mu?! İstanbul ve Ankara’da soranlar var.

Not: İstanbul Borsası’ndaki büyük şirketlerin değeri 780 Milyar Türk Lirası (195 Milyar Dolara denk geliyord). Lira değerinin düşmesi ardından şirketlerin değeri 120 milyar dolara düştü ki değerleri her gün aşağı yukarı 1 milyar dolar düşmektedir.

Türk şirketlerinin Borsadaki alış fiyatının alt üst olana kadar Sultan Türk Lirasının değerini düşürmeye devam edecek ve işte o zaman haciz ve satış gerçekleşecektir!…

Başkaları da buna benzer şeyler söylüyorlar. Ancak  üretken sermayeye dayanmayan küresel spekülasyon döngüsünden kurtulmak için gelen Trump’ın Dünya Projesi kapsamında geldiğini zannediyorlar. Bu arada, Türkiye’nin ticari ve endüstriyel ekonomisi de bu tür spekülasyonlara dayanıyor.!

Diyorlar ki;Trump spekülatif Yahudi sermayesine ve küreselleşmeye karşı mücadele ettiği… Üretken kapitalizmin, yani spekülatif kapitalizmin değil sanayiyi, yeniden canlandırmaya çalıştığı içindir.. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem gören sermayenin 70’i Yahudi sermayesi olduğu için, Türk sanayi sermayesinin 63’ü de spekülatif Yahudi olduğu içindir.

Bir başka değişle, Türkiye’de herhangi bir finansal ve ekonomik krizden kaynaklanacak ana kayıpların yukarıda belirtilen sermaye tarafından karşılanacaktır.

Erdoğan şahsen tüm bu usülleri Barzani ile çalınan Irak petrol parasıyla satın alabilme olanağına sahipken, Erdoğan’ın son 10 yıldaki payı 120 milyar dolar yanı sıra, Erdoğan tarafından çalınan 60 milyar dolarlık IŞİD petrolü de bulunuyor.!

Bunun üzerine, Trump’ın evvela Washington’da yönetime geçmesinden beri küresel kibir kralının “İlk Önce Amerika” gayesiyle Trump’ın başlattığı ekonomik savaşların içerisindeki Trump ve Erdoğan’ın görüş açıları tamamlanıyor!..

Washington ile Ankara arasında olan şeyin gerçek hikayesi ne olursa olsun,Erdoğan’a düşen görevtutumlardaki dalgalanma ve zekilik partisini durdurmalı, Hükümeti, Devleti ve toplumunun kaderi,tek doğru seçimi seçmesine bağlıdır.

Bu da doğuya doğru ciddi ve doğru bir şekilde yönelmektir. Yerkürenin odağı da oraya intikal etmektedir çünkü!..

Eğer Türkiye’nin aranan bir rolü varsa, o da Amerika’nın tek taraflılığına karşıt örgütlü ve bilinçli doğu eksenine intikal etmesi olur.

Eğer yaklaşık yüz yıldan bu yana fiyaskolar içinde çalkalanması ardından bir kimlik arayışı içindeyse tırmanan doğu ile ciddi ve gerçek bir ilişkisi vardır.

Eğer kendisi ve ülkesi için düşündüğü bir proje varsa, sadece Doğu’nun ve Avrasya bloğunun kollarında büyüyecek ve gelişecek, ve şu anda Washington’un kötülük ve çarpışma eksenine karşı Şanghay güvenlik ve işbirliği eksenini oluşturmak için acele eden ülkelerle bütünleşecektir.

Bütün bunlardan öncesi ve sonrasında, Allah’ın laneti zalimin üzerine çökmeden önce, Suriye’deki öldürücü itirafı yanı sıra Suriye bataklığındaki işgalci ordusunu çekmesi gerekiyor.

Kaçışın mümkün olmadığı küresel kanunlardır.

Halen yaşıyoruz. Allah deyin..

Kaynak: elbinaa

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz