Medya Nifak Tünellerinde.. Nefret Komedisi

Teröristlerin Suriye şehirlerinde inşa ettikleri tünellerin sadece bu olaylarda inşa edilen tüneller olduğunu sanmayın.. Silahlılar bu tünellerde uzun zaman yaşadılar. Ağır havası ve sönük ışıklarını yaşadılar, bazılarının içinde dışarda ve dünyada ne döndüğünü bilmeden haftalarca yaşadılar. Hem de onlara etraflarındaki tehlikenin bittiğinden dolayı çıkmalarını söyleyecek birilerini bekliyor olarak.

Bu silahlıların bazılarını taşıyan otobüs şoförlerinden birinin, içlerinden bazı silahlıların Şam kanalıyla kuzeye doğru yol alırken, Şam’ın halen güzel olduğunu, yıkılmadığını, insanların özgür bir şekilde yürüdüklerini ve doğal hayatlarını yaşadıkları manzarasıyla şaşkınlığa düştüklerini, anlatan tanıklığını gördük.

Bu insanlar sözde devrimcilerden, Şam’ın tamamının yıkıldığını, devrimcilerin Halk Saryı’nın kapısına dayandıklarını, insanların hicret (göç) ederek ülkeyi bıraktıklarını, Şam’da “Cumhuriyet Muhafızları”, “4. Tugay”, “İran Milisleri”, “Şebbihalar” ve “Tanklar”dan başka bir şey kalmadığı, yönündeki haberlerden başka bir şey duymuyorlardı. Hatta Cumhurbaşkanı Beşşar Esad’ın da, Sibirya’ya gitmek üzere olan bir Rus denizaltısıyla Şam’ı terkettiğini biliyorlar. Yeşil otobüslerle giden silahlılar Şam’da muhtelif yaşam ile insanların canlılık manzarasını gördüklerinde şaşırdılar. Silahlılar da sakallarıyla sanki Ehl-i Kehf (mağara sakinleri) sakinlerini andırıyorlardı.  Tünellerin içinde yattılar, bilgilerini de onları işletenlerden, onlara vaaz verenlerden ve efsaneler anlatanlardan alıyorlardı.

Devasa ve tehlikeli tüneller, Arap ve devrimci medyanın geniş bir Suriye ve Arap geniş muhalif kitleyi o tünellere geçiren medya tünelleridir. Lakin, yurt dışında Suriyeli muhalefet yada mültecilerle bir araya gelen insanlardan duyduklarım, söz konusu kimselerin sözde Suriye devriminin kazıdığı, sanki her iki tarafından kaptılmış bir tünelmiş gibi, halen içinde bulundukları ve içinden nasıl çıkacaklarını bilmedikleri tünellerden birine girdiklerini, kesinleştiriyor. İçinde yaşayanların hepsi zifiri karanlıklar içinde yaşıyor ve içindeki ağır havayı teneffüs ediyor. Bu tünellerde sadece ve sadece, havalandırma için olduğu iddia edilen ve yapılan dar kapakçıklardan gelen tekrarlanagelen söz ve haberlerden başka hiçbir şey duymuyorlar. Söz konusu yolunu kaybeden muhalifler, sözde muhalefet, Suudi ve Körfez ile Batı’nın medyasından başka bir şey duymuyorlar.

Bir kaç hafta önce medya tünellerinde yaşayan bunlardan bir grupla bir kaç hafta önce yurt dışı gezilerimden birinde uzun uzadıya bir konuşmam oldu.

Onlarla sıcak sıcak ülke hakkında ve kendi kendimizle uzlaşma zorunluluğundan bahsederken onlar bana sanki garip bir efsane yaratıkmışım gibi bakmaya başladıklarında şaşırdım kaldım. Dilleri dehşetten tutulmuş bazıları da konuşmaktan aciz hale düşmüştü. Lisan-ı halleri sanki onları laf kalabalığına düşürüp kaçıracakmışım gibibana şüphe ile bakıyorlardı.

Birden derslerine çalışmış öğrenciler gibi ezbere, El Arabiyye, El Cezire ve Orient tv kanallarının sunduğu haber bültenlerini, devrimin zafere doğru yürüyüp zafere erişeceğini tekrarlamaya başladılar.

Portre; kendileri dehşete kapılmış ben ise Ehl-i Kehf ile konuşuyormuşum gibiydi.

Sahne, sadece köpekleri, yaşı 300 yıl olan tırnakları ve yırtık pırtık elbiselerinden yoksundu.

Durumu dostlarımla konuştuğumda bazıları, bir dakika bile durmayan yalan yanlış haber üretim kanalıyla yanlış bilinç yaratma sürecine ve hepsi kin ve nefret mesajı taşıyan çok sayıda programların yayınlandığına dikkatimi çektiler. Lakin olayların yeniden çekimi ve 8 yıldan beri tünellerde defnedilmiş olan o akılların programlanması için komedi programlarına itimat var. Dünyada herhangi bir komediye benzemeyen komediyi takip etmemden kaynaklanıyor. Çünkü nefret komedisi diye bir şey icat ettiler.Bu komedi hayranlarını bir yandan onları güldürmekle teselli ediyor ancak gülmek, kin dolu çirkin kelimeler kullanılması, ötekiyi, mezhebi veya ideolojik bağlılığına saygızılık yanı sıra yandaşları gülünç ve nefretlik çirkin bir varlığa dönüştürmesi kanalıyla geliyor. Komedi daha fazla nefretle enjekte ediliyor. Muhalif, madde komedi olduğu için değil bilakis komedi objesi kanalıyla telakki ettiği kin dozunun şiddeti ve yoğunluğundan kaynaklanıyor.

Devasa tünel kazıyıcıları sadece Suriye muhalefetinden değiller, onlar bu tünel kazıyıcıları ile halklarını toplu mezarlar ve devasa tünellerde defneden CNN ve BBC gibi Batı’nın medya kurumlarının uyguladığı mezar ve toplu mezar kazıyıcıları önünde küçük birer öğrenciden başka bir şey değiller. Çünkü bir Avrupalı ile karşılaştığında Ehl-i Kehf’ten bir Suriye uzmanı olduğunu görürsün. Onlar hem esir hem de sakattır. Gardiyanları ise zihinlerini kin ve nefretle dolduran o vahşi komedyenlerdir. O sert gardiyanlar tünelleri açmayacaklar havalandırmaya varıncaya kadar kapatacaklardır.

Niçin? Bu tünellerde kendi ülkesi ve ülkesi insanlarından nefret etmekten hem de çok nefret etmekten başka hiçbir şey öğrenmeyen yeni bir nesil yaratmak için.

Sorun, insanların kaçırılıp içine tıkıldığı bu medya tünel ve hendeklerine bir giriş yolu bulmamız gerekiyor. Şam’da kurtarılmış tünellerde nasıl, heykeller, güzellik, sanat, hayat ve gerçekleri ektiğimiz gibi muhalif medya kuruluşlarına girip onlara ışık ve hakikati getirmeliyiz. Aksi halde onun içindeki insanlar aynı Robinson Crusoe gibi bir adada dünyada neler olup bittiğini bilmiyor olacaklardır.

Bizim devrimci Ehl-i Kehf (mağara ehli) insanlarını içinden çıkarmamız gerekiyor.  Bizler tünellerde kalış kararlarının sahiplerinin kararları olduğunu biliyoruz. Tünellerde kalıp karanlıkların evladı olma kararını verenler tabiki var.

Onlara bu seçtikleri karanlık kabirler dahilinde sakin bir son dilemekten başka yardım edecek hiçbir şeyimiz kalmıyor.

 

 

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz