İdeolojik çatışma

Thierry messan

Birçok yabancı ülke Suriye’de barış önerileri getirdi. Ne yazık ki, hepsi NATO’nun “propagandasından” kaynaklanan çatışmanın hatalı bir analizine dayanarak Suriye savaşının örneğinin Afganistan’da (17), Irak’ta (15) ve Libya’da (8) yıl önce, son olarak da Yemen’de dört yıl önce başladığını fark etmeden Suriye’de olup bitenlere bir iç savaş olarak bakış açısından yola çıktılar.

Bu ülkelerdeki çatışma halklar ve onların iktidar liderleri arasında bir çatışma değil de, Müslüman Kardeşler’in ideolojisini kullanarak yerel ajanları işe alabilen yabancı ordulara karşıydı. Suriye ile diğer dört operasyon meydanları arasındaki tek fark, işgalciler, Suriye hariç, yukarıda bahsedilen dört devletin sistemi ve alt yapılarını kolayca tahrip edebildiğidir.

Suriye, işgalcilere direnmiş olan tek millettir, çünkü bu sadece hoşgörü politikasıyla değil, aynı zamanda dini çeşitliliğiyle ve topraklarındaki tüm dinlerin uygulanmasını korumasıyla oluşturulan bir millettir.

Suriye’yi karakterize eden “topluluk mozaiği” Suriye’nin kimliği ve savunma stratejisidir. Suriye’de barış, Müslüman Kardeşler için ezici bir ideolojik yenilgi anlamına geliyor.

Seyyid Kutub’un takipçilerinin İslamı siyasi İslamla karıştırmak, Tanrı’ya itaat etmek yerine Müslüman Kardeşlere boyun eğmek konusunda eğitilmişlerdir. Bu entelektüel sapma, sadece İslam dünyasında değil, aynı zamanda Batı’da da yayıldı.

Bu nedenle, Suriye’de barış, 1945’te olduğu gibi, tüm dünyanın Nazi ideolojisini kınamış olduğu gibi, bu ideolojiye karşı uluslararası bir kınamayı gerektirir.

Mihver Devletler 1945’te en kötü hezimete uğradı ve Nazizm genetik temelli bir siyasi kayma olarak kınandı.

daha sonra Birleşmiş Milletler bütün insanların eşit ve saygıya değer olduklarını vurguladı. Suriye bugün, oğullarının kanıyla Müslüman Kardeşler’in ideolojisinin sadece gerçek dinden uzaklaşan politik bir sapma olduğunu kanıtladıktan sonra  teröristleri aynı şekilde ezmek üzeredir.

Dışişleri Bakanı Velid Muallim daha önce Ocak 2014’te düzenlenen 2. Cenevre Konferansı’nda dünyaya bu talebi zaten hitap etmişti, ancak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin uzun sürmeyeceği inancından dolayı katılımcıların hiçbiri onu dinlemedi.

Bugün, bu yıkıcı ideolojiyi Batı’ya yaydıktan ve oradaki Gençlerin Allah’ın yolunda cihad ettikleri inandıkları için sokaklarda masumları öldürmeye başladıktan sonra herkes dışişleri bakanı Muallim ne kadar haklı olduğu sonucuna varabilir.

Batılı hükümetler artık halklarını, kendileri eğittikleri ve besledikleri bu canavarlardan kurtarmaları için velid al-Muallim’in taleplerini yerine getirmekten ve Müslüman Kardeşlerin doktrini hakkındaki kınamalarını ilan etmektten başka seçenekleri kalmadı.

Kaynak:voltairenet.org”

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz