İdlib, Dünyanın Yatan En Büyük Terör Hücresi.. Yeni Türkiye Sıfırları

Ölen emperyal projelerin nostalji hayali yüzünden sinirlilik ve kasılmadan muzdarip ulusların sorunu toplam aptallık seviyelerine inmeleri ve aptal düşüncelerle aptal kültürün üretken hale gelmeleridir.Aptallığın elinden yiyen aptallıktan başka bir şey üretmez. Türk belası, diğer hayallerden farklı olmayan çok gelişmiş bir ulusal ve Turancı aptallık hali ifade eder, fakat Suriye’de histeri ve varoluştan ayrılma noktasına varacak derecede kendini aşırı gerginlikle dile getirir. Arap Baharındaki birinci yüzyıl anlaşmasındaki tüm kurnazlığını istismar eden Osmanlının hızlı Turancı’sının hızlı yükselişine rağmen, Türkler Osman oğullarının geri dönüşü için her şeyle takas haline girdiler. Akıllı olan pazarlığın başarısızlığa uğradığını ve Suriye’de defnedildiğini çok iyi bilir. Suriye’nin de müttefikleriyle geri dönüşü olmayan bir karar aldı ki o da, Türkiye ve işbirlikçilerinin işgal ettiği her karış toprağı geri almak.

Turancı Türk aptallığı, Türkiye’yi ağır bir siyasi hezimete götürmek ve Suriye dosyasında ağır bir siyasi aptallığının vurgusunu yapmaktan başka bir şey yapmıyor. Çünkü Ruslar, İdlib’i Türkiye’nin kucağında uzun süre bırakmak için, bu derecede aptal değiller. Başka değişle İdlib, dünyada terörün en büyük hücrelerinden biri olacak. Ayrıca, İdlib’in Hmeymim üssüne olan yakınlığı dolayısıyla Rusya için çok önemli üs olan bu üssü daimi bir terör tehdit durumunda bırakacak. Güvenilir bir Rus’a göre, Hmeymim ve İdlib’in komşu olmaları ve birlikte kalmaları mümkün değildir. Burada, Türkiye’nin, en sonuncusu Halep semtlerine yönelik zehirli gazlarla saldırıları olan denetim altında olmayan örgütlerden geldiği bahanesiyle Soçi’yi ihlal etmek için, Suriye’nin kuzeyinde neden çok sayıda saldırı başlatığı sorusu akla geliyor.

Türkiye’nin bu gibi eylemlere teşvik ettiği yönündeki ithamlar, fazla akıllılık gerektirmiyor. Çünkü Suriye’nin kuzeyindeki terörist örgütler Türk ciğerinden nefes alıyor. Bu örgütler yaşam ve bekanın bütün sebepleriyle beslediği Türk istihbaratının etenesiyle Türk rahmine bağlıdır. Bu örgütlerin zaptı Hakan Fidan’ın bürosundan sadece bir telgrafa bakar.  Acaba Türkiye Rusya’nın sabrını mı deniyor veya başka bir platforma taşınmak için anlaşmayı kırmaya mı zorluyor??

Çünkü kışkırtmalar yeni Türkiye-Amerikan anlaşmaları ve Haşıkcı davasındaki görüşmelerden sonra Rusya-Suriye hareketini aksatacak bir ABD rolünü beklemesine yol açabilecek İdlib muharebesini öne alabilir. Çünkü Amerika, kendisini Suriye’nin doğusunda tespit etmek için Türkiye’yi tespitlemeyi düşünebilir. Yoksa, Suriye ve Rusya’nın Kürt meselesiyle ilgili taahhütlerini yerine getirmek istediği müzakereleri hızlandırmak için durum tırmandırması mı yapıyor?

Türklerin bir şeyi iyi anlamaları gerekiyor. O da Suriye’den yakında çıkacak olmaları ve bundan sonra sahaya çıkan ve artık kaybolmayacak olan İskenderun Sancağı davasının yeniden canlanması korkusu olmalıdır. Türkler herhangi bir şey karşılığında bir bedel alamayacaklar.

Türkiye “sıfır bedel” olan yeni bir sıfırlı denklemi düşünebilir. Yani, Türkiye “sıfır problem” şiarını kaldırdığında bunu “dostluk bedeli” karşılığında alıyordu. Bugün ise Türkiye politikasının aptallığı, bugünden itibaren “sıfır bedelli” denklemin çok getiri veren bir denklem olduğunu bilmesi gerekiyor. Türk siyasetinin aptallığı da, bugünden itibaren sıfır fiyatlı bir denklem olmalı. Çünkü açık olan tek alternatif denklem “yüksek fiyatlar” ve “sıfır altı” kazançlar denklemidir.

Aptalların, özellikle de İdlib’te karşılaşacağımız ve çılgın denklemlerinde üretemediği sıfırları öğreteceğimiz Türk aklı varsa, öğrenmeden kazanacakları denklem budur.

Naram Sargon Kalemiyle

 

 

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz