“Hûr el Îyn” Kelimesinin Anlamını Süryani Arami Dilleri Ortaya Çıkarıyor

Hûr el Îyn davası, büyük sorunlardan daha doğrusu insanların buna çözüm bulmada şaşkın kaldıkları “büyük musibetlerden” bir tanesidir.

Metafizik “gaybî” bir mesele olduğundan, bize haber verip meselenin burada bitmesi için hiç kimsenin daha önce görmediği bir mesele olduğundan değil ancak, kendileri de bombalama olayından sonra Cennet’teki onlarca ve hatta binlerce periyi karşılamak için gittiklerini iddia eden tekfircilerin ellerinde öldürülen insanların sayısı göz önüne alındığında bunun ötesindedir.

Tüm bunlar, kendilerini bu dünyada kendi nefislerinden mahrum etmek için çabaladıkları zevki elde etmek için, kendi iddialarına göre “Ahiret”te buna eşdeğer olanı görme isteklerinden kaynaklanıyor ve umuyorlar.

Bazı sitelere göre Arami ve Süryani Sâmî dil uzmanları Kur’ân-ı Kerîm’in i’rab, noktalama, harekeleme, med, şedde ve hemzeleme işlemlerinin düzenlenmesinden sonra yazılanlardan tamamen muhtelif anlamlara delalet eden Süryani binlerce müfredatı ihtiva ettiğini açıklıyor.

Kur’ân-ı Kerîm’i yazan ve nesh edenlerin bazıları bu Süryani kelimelerin anlamlarını bilmiyorlardı. Gerçek anlamından başka hatalı bir şekilde Araplaştırdılar.

Bunun bir çok örneği bulunmaktadır ancak bizler burada konumuz olan “Hûr el Îyn” kelimesinin anlamı üzerinde duracağız.

Kur’an kelimesi asılda Arap değil Süryani bir kelimedir. Süryanice “Karyana” kelimesinden alınmış olup, Kilise Okuma Kitabı anlamına gelir. Bu isim Süryaniceden alınmış ve vazife benzerliği açısından Kur’ân’a dayandırılmıştır.

Bilinen o ki Kur’an-ın yazılışı döneminde med ve hemze bilinmiyordu. Uzatmalı elifsiz olarak “kuran” olarak yazılır ve Süryanicedeki “Karyânâ”dan istiare olarak alınmıştır.

Kur’ân’da harflerin noktalandırılmasından sonra yazılan diğer önemli âyet ise ” وكذلك زوّجناهم بحورٍ عين ” (vekezâlike zevvecnahum bi Hûr in Îyn) ayetidir ki muhtelif anlam taşımaktadır.

Eski dil uzmanlarının tamamı bütün bu kelimelerin tamamının Süryani kelimeler olduğunu harfler üzerindeki noktalamaların çıkarılması ardından (وكذلك رَوّحناهُم بـحورِ عِين): okunuşu (vekezâlike revvehnâhum bihûri îyn) zevvecnâhum değildir. Öyle görünüyor ki “revvehnâhum” kelimesinin tefisiri “onları rahatlattık veya refaha erdirdik” anlamındadır.

Arapça okunuşundaki sorun Süryanicede ba harfi “beyna” (arasında) anlamına gelen “ba” harfindedir ki “Hur” kelimesiyle yapışıktır, (بـ حور ) şeklindedir. Hur (حور) kelimesi ise Süryanicede beyaz üzüm anlamına gelir. Arapçada da (حور) hûr kelimesi beyazlık anlamına delalet eder.

El Havrâ ise gözlerinde beyazlığın geniş olduğu kız anlamına gelir. Öyleyse Süryanicede “bi hûr” (بحور) “beyaz üzümler arasında olur, Ayn kelimesi de Süryanicede üzüm bağları yakınındaki su gözü veya su kaynağı anlamına gelir.

Ayn, gözlerindeki beyazlığı daha çok olan güzel kadın anlamında değildir. Böylece bu ayetin Süryanice dilindeki tefsiri Süryani ve Arami dil uzmanları ve oryantalistlere göre şu şekilde olur: “Mü’minleri” rahatlatacağız veya su kaynağı yakınındaki beyaz üzüm ağaçları arasında onları refaha erdireceğiz.

Kaynak: arabic.sputnik

 

 

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz