Savaş ve Ekonomi – Birinci Bölüm

Sizinle “Savaş ve Ekonomi” üzerine araştırma bölümlerini gözden geçireceğiz. Konu geniş. Biz savaş ve ekonomi arasındaki ilişkinin çok çeşitli okuyucular tarafından anlaşılmasını kolaylaştırmak için terminolojiden uzakta kolay bir dil kullanarak ana bilgileri özetledik.

Eski ve yeni tarihçi ve filozoflar savaşın nedenleri konusunda anlaşmazlık içerisindedir. Bazıları erkeklerin iktidarlarını vurgulamaları için bir seçenek olarak görür, bazıları ise bunun Yunan filozofu Platon’a dayanarak aklını terk etmesinden kaynaklandığını iddia eder: “Erkekler arzularını takip edip rasyonalitelerini bıraktıklarında savaşlar ve devrimler hasıl olur” Avusturyalı psikoloji alimi (Sigmund Freud): “Erkekte savaş ölüm içgüdüsünden doğar” der.

Voltaire: “Bütün hayvanlar birbirleriyle savaş içerisinde” der. Ünlü Alman filozofu (Immanuel Kant) ahlaki konuya diğer Filozoflardan daha fazla ilgilendi.

Machiavelli Doktrini’ne karşıt şekilde politika ve etiği birbirine bağladı. (Cante) ise 1789’daki Fransız Devrimi’nin günlerinden itibaren, “halklar ve milletler arasında kalıcı bir barışın kurulması, ordunun ortadan kaldırılması, insan haklarına ve vatandaşlara saygı gösterilmesi, cumhuriyet kurallarının yapılmasına yönelik çalışmaların yapılması için çalışacak uluslararası bir kuruluş ve federasyonun kurulması”nı içeren bir siyasi proje çağrısında bulundu.

Savaşların, insan aklı kaybettirildiğinde çıktığı, insanla hayvanın eşleştiği üzerinde bütün herkes hemfikirdir. Ancak..

Savaşların ana nedeni nedir? Firil Araştırma Merkezi’nde ekonominin insanın dünyadaki varlığından bu yana savaştığı savaşların ana motoru olduğunu görüyoruz.

Halen de öyle. İnsan, kardeşinin mülkünü elde etmek için insanları öldürmek, daha sonra bireysel çatışma su, yiyecek ve balıkçılık kaynaklarını kontrol etmek, piyasaları, enerji ve yer altı kaynaklarını kontrol etmek için büyük savaşlara ulaşmada beşeri grupların arasında olmaya dönüştü.

Birçok savaşta tanrıları veya tek tanrıyı savunmak ya da dini yaymak için gökyüzü emirlerini uygulamak için din kullanıldı.Ayrıca milletler veya insan hakları veya demokrasiyi yayma veyahut da terörle savaş için istismar edilirken, diğerleri kanların dökülmesi yoluyla barışın sağlanması için yol olmakla akladılar.

Yukarıda belirtilen her şey, halkların önüne getirilen gerekçelerdir: İlk ve son hedef, dini, politik, entelektüel ve sosyal kontrolü sağlayan ekonomik hegemonyadır.

Mevcut savaşlar geçmişin ve bugünün yalanlarını ortaya koymaktadır. 14.000 yıl önceki Taş Çağı savaşlarından, Bronz Çağı, Demir Çağı, Firavunlar, Babilliler, Yunanlılar, Persler, Araplar, Roma, Moğollar, Osmanlılar ve Batı sömürgeciliği savaşları.

Bütün hepsi yayılmacılık ve hegemonya içindi. Ortadoğu’yu kontrol alyına almak için Ortadoğuda batı üssü kurmak için İsrail Devleti tesis edildi.

Irak savaşları ve işgali, kaynaklarının ekonomik kontrolü içindi. Suriye’deki savaş, enerji koridorunu ve yeraltı kaynaklarını kontrol etmek içindi. Keza Libya’da da.

Venezüella’da yaşananlar, Amerika’nın dünyanın en büyük petrol rezervine yönelik açgözlülüğünün açık bir kanıtıdır. Cezayir’de ise halihazırda hazırlıklar sürüyor.

Uzun ve kapsamlı araştırmalardan, gelecek önyıllar için gelecek planlardan doğan devletlerin çıkarları ve ulusal güvenliktir.

Planlar yapan ve çıkarlarını koruyan ülkeler zafere erişir. Ama, iç çatışmalar, yolsuzluk ve halkları kahretmekle meşgul olan ülkeler, daima savaş alanı ve savaşın yakıtı olarak kalacaktır.

Kaynak: (firil.net) (Savaşlar ve Ekonomi- 1. Bölüm) Dr. Cemil M. Şahin’in işrafıyla

 

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz