“Golan’ı satma” iftirası ne aptal bir tartışma

Yazar Faisal Jalloul’a göre, “Golan’ı satma” iftirası en az bir defa, nerede ve nasıl sınıflandırılması gerektiğini, nereden geldiğini, nasıl kullanıldığını ve zaman zaman neden yeniden gündeme getirildiği tartışmayı hak ediyor. Yazar, savaşlarda veya siyasi çatışmalarda kullanılan “propaganda”nın en önemli tekniklerinden biri olan Söylentiler çerçevesine dahil edilmesini vurgulamaktadır.

Suriye örneğinde, bu söylenti, Suriye’nin güvenilirliğine meydan okumak, Şam’daki liderliği şeytanlaştırmak ve tüm politika ve pozisyonlarını sorgulamak için kullanılıyor.

Yazar, bu söylentinin, 6 gün süren ve  Golanı, Sina ve Batı Şeria’nın Siyonistlerin eline düşmesiyle sonuçlanan 1967 savaşından sonra başladığını, Yenilgiyi açıklamak için Mısır ve Ürdün’de de benzer söylentiler yayıldığını vurgrulayarak söz konusu söylentinin, “İsrail” ile barış anlaşmaları imzalandıktan sonra Ürdün ve Mısır’da ortadan kaldırılacak ancak İsrail’in iradesine ve Amerika ile Batı’nın isteklerine boyun eğmediği için Suriye’de kalacağını, Suriye’ye ağır bir bedele mal olan bu boyun eğmemeye, muhaliflerin, mağlup edilenler ve alçakların “Golan’ı satma” söylentisine dönmeden önce “reddiclik” adı verdiklerini söyledi.

Yazar, Araplarla çatışması sürecinde satış ve alım söylentileri başlatan İsrail olduğunu belirterek, Filistinlilerin topraklarını filistinlilerden satın alarak Siyonizmin mülkü olduğnu, Ve “İsrail” tarafından kazanılan Altı Gün Savaşı’nın, Batı’nın her seviyedeki mutlak destekleri ve leyhine değişen güçler dengeleri nedeniyle değil, toprakların satım alım pazarlıklarıyla kazanıldığını söyleyen İsrail olduğunu.

bu söylentilerden hedefi Arap kamuoyuna, liderleriniz bize topraklarınızı sattılar, onlara güvenmeyin çünkü liderleriniz “düşmanınızla savaşmak değil sadece Sizi hükmetmek ve iktidarda kalmak istiyorlar” diye bir mesaj göndermek istediğini belirtti.

Yazar, Bu ölümcül söylentilerin, büyük yankı bulan Haziran 1967’deki savaştan sonra başlamasının, yenilgiye derin boyutlar verir ve mutlak nitekte kılar, dahası gelecekteki savaşlarda geri döndürülemez kılacağını vurguladı.

Golan cephesinde kırk yıldan beri “sakinlik” iftirası ise “İsrail” savaşıyla ilgilenen ancak siyonist oluşumunun kuruluşundan bu yana tek bir kurşun atmayan Arap ülkelerinden geliyor, bu ülkeler, “İsrail”in propaganda silahlarını kullanarak Direnişçi kamuoyunu yenilgiye düşürmek ve Siyonist oluşumuyla çatışmasında fedakarlıklarının faydasını sorgulamayı amçalamaktadır.

Sonunda, yazar Suriye’nin Tel Aviv’in 1999 yılında Golan’a ilişkin Suriye ile müzakerelerde İsrailin geri vermeyi reddettiği 10 metreyi satabileceğini, niçin satmadığını sorarak Bu soruyu, düşmanlarını, kasıtlı veya kasıtsız olarak, kendi halklarına karşı destekleyen rakiplere yöneltilebileceğini söyledi.

Tabiki söylediklerimiz hasta bilinçlere sahip bu rakiplerin tutumlarını değiştiremeyeceğini çok iyi biliyoruz, çünkü satışlar konusunda söylenenler tartışılması gereken bir argüman değil de sadece bir hakaret, hakaretler ise doğal yerine yani tarih çöplüğüne atılır diye makalesini sonlandırdı.

 

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz