Mike Pompeo’nun stratejisi

(Thierry Meyssan)

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 12 Mart’ta Texas’ın Houston kentinde, Dünya Petrol Yönetim Kurulu’nun toplanmasıda stratejisini üzerine bir konuşma yaparak ilk önce Merkezi İstihbarat Ajansı’nın başında iken ve ardından dışişleri bakanı olduğunda geliştirdiği stratejiyi açıkladı.

Genellikle Uluslararası medyada, Pompeo ve ABD Başkanı Donald Trump’ın akılsız ve sadeci “bir ses fenomeni” olduklarını düşünülüyor ve ne düşündüklerini anlamak için çaba harcamayı haketmediklerini sanılıyor, Ama yanılıyoruz.

Eski ABD Başkanı Barack Obama 2012 yılında Kaya gazı ve petrolün çıkarılmasını desteklemeye karar verdi.

Bu amaçla, 2008 yılında cumhurbaşkanlığı seçimiyle kendisiyle mücadele eden Cumhuriyetçi Parti lokomotifini devralmak zorunda kaldı.

Tüm beklentiler doğrultusunda, yalnızca yedi yıl içerisinde ABD, üretimini ikiye katladı ve Rusya ve Suudi Arabistan’ın önünde ilk küresel hidrokarbon enerjisi üreticisi oldu.

Bu gelişme, Uluslararası ilişkileri yöneten modellerin şeklini altüst etti.

Pompeo, tanınmış bir politika adamıdır, ancak aynı zamanda, petrol ekipmanlarının imalatında Shantry International’ın eski başkanı olarak da bilinir.

Bu nedenle uzun bir süredir dünyanın birçok ülkesinde enerji pazarındaki hemen hemen tüm oyuncularyla kişisel olarak ilişki kurdu. Stratejisinde, dünyayı yeniden düzenlemek için yeni Amerikan üstünlüğünü kullanma arzusunu öngördü.

Yaptığı konuşmada, küresel ihracatı talebe en yakın seviyeye indirerek tüm piyasayı kontrol etmek istediğini söyledi.

Bu amaçla, “önce İran daha sonra Venezüellayı piyasadan uzaklaştırıması” gerekiyordu. Öte yandan, dediklerine göre, son zamanlarda keşfedilen rezervleri Suriye’nin tarafından istismar edilmemesi için bu ilkenin  doğusunda bulunzn güçlerinin varlığı sürdürmesi gerekiyordu.

Olayların böyle sunulması iki yıl önce söylenenlerin hepsini yalanlıyor ve İran’la nükleer anlaşmanın kaldırılması sadece biçimsel bir anlaşmaydı.

Asıl amaç ekonomikti, başlıca potansiyel ihracatçılardan birinin pazarın dışında tutulması olduğu gibi Venezüella’da seçilmemiş bir başkanın tanınması sadece bir bahane idi.

Çünkü asıl amaç, Venezüella Ulusal Petrol Şirketi’nin varlıklarını ele geçirmek ve bu ülkeyi büyük rezervleriyle birlikte pazarın dışına koymak.

Belliki bu stratejinin Pentagon’un Büyük Orta Doğu’daki ve ardından Karayipler’deki devlet yapılarını tahrip etme stratejisiyle çelişmez aksine  Onlarla uyumludur.

En şaşırtıcı olanı, Pompeo’nun konuşmasında İran ve Venezüella’ya yönelik girişimlerini, Suriye’nin doğusunda askeri kuvvetlerinin varlığının korunması yanyana koymasıdır.

Böylece bir kez daha, Kürt savaşçılarının -Suriye Demokratik Güçleri- ve Amerikan yanlısı Araplar’a verdiği destek aldatmacadan başka bir şey değildir, Ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın paralı askerlere merhameti yoktur…

ABD’nin tek hedefi Suriye’nin, ülkenin doğusunda bulunan kaynakları sömürmesini önlemektir.

Belki de herhangi bir ekonomik ilerleme sürecini sabote etmek, mültecilerin geri dönüşünü engellemek ve yeniden yapılanmayı finanse etmek için acımasız kararlılığını yeniden yorumlamalıyız.

Avrupalılar kayıp kolonileri için ağlarken, Amerikalılar küresel enerji piyasasını kontrol altına alıyor ve iki boru hattının, Rus “Nord Stream 2” ve Türk “Stream” in inşaatını engellemeye çalışıyorlar.

Sonunda, Pompeo, geleneksel askeri ittifaklar kurma değil, enerji tedariki ve ekonomik büyümeye dayalı siyasi ittifaklar kurmaya dayanan yeni stratejisini aşıklamakla konuşmasını noktaladı.

 (voltairenet.org).

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz