BM, ABD’nin istisnacılığı

( Thierry Meyssan )

ABD’nin Golan’ndaki İsrail egemenliğini tanıma kararının, Güvenlik Konseyi’ne ölümcül bir darbe niteliğinde.

II. Dünya Savaşı’nın sonunda düzenlenen San Francisco Konferansından bu yana, her Devlet’e bir oy tanıyan Birleşmiş Milletlerin Genel Kurul ile muzaffer güçlerin yönetim organı olan Güvenlik Konseyi’ni birleştiren bir melez sistem aracılığıyla dünya çapında toplu güvenliği sağladı.

Dolayısıyla, Konseyin beş daimi üyesinin sözüne saygı duyulmadığında, tüm sistem çöküyor. Son zamanlarda olan bu. Birleşmiş Milletler’in tüm Üye Devletlerinin temsilcileri bu karardan hayrete düşmüştür.

Burada, olayı Amerikan cumhurbaşkanı ile İsrail başbakanı arasındaki kişisel bir dostluk sonucunda ve hatta evanjelist hıristiyanların cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Donald Trump’a kazanma isteğiyle yorumlayarak duygusal bir yaklaşımla değil gerçek bir analizle ne olduğunu anlamalıyız.

ABD şimdi rakipleri Rusya ve Çin ile karşılaştırıldığında zayıf görünüyor. Temel doktrinden geri çekildi: “istisncılık” ilk değil ve sonuçları ne olursa olsun, son olmayacak..

Amerika Birleşik Devletleri, her zaman radikal dini bir mezhep üyesi olarak düşünmeye iten özel bir tarihe sahiptir, Avrupa’dan sınır dışı edildi ve ona göre dünyanın ilk demokratik “Hacıların Babaları” Pilgrim Atalar’ın devleti kurmak için Yeni Dünya’ya geldi.

Bu, «ilk demokratik ulus», dünyayı aydınlatması gereken «tepenin üzerindeki ışık»tır. Amerika Birleşik Devletleri, diğerleri için aynı zamanda bir «örnektir» ve dünyayı Tanrısal Buyruğa tabi kılma «misyonuna» sahiptir.

Gerçekten de, 1919’da Başkan Woodrow Wilson, Milletler Cemiyeti’nin kurulması konusunda aylarca Paris’te müzakere etti.

İlk toplu güvenlik organizasyonu Nobel ödüllülerini alan Fransız (Aristide Brian-León Bourgois) tarafından kuruldu. Milletler Cemiyeti, her bir Devletin eşitliğini onayladı, ancak halkların eşitliğini tanıyamadı. Böylece sömürgeciliğin Mandacılık şeklinde devam etmesine izin verildi.

Başkan Wilson, uzun müzakerelerin ardından ABD’ye döndü ve Kongre’yi şok ettiği, kongre’de Oyların büyük çoğunluğuyla Bu Cemiyette yer almayı reddetti. Bugün bir yüzyıldan sonra şok aynı şok.

yayılan inancının aksine, Amerika Birleşik Devletleri toprakları üzerinde demokrasinin değerlerine ve ideallerine sahiptir, ancak kendisini öteki halklarla eşit görmeyi reddediyor.

Varsayılan istisnacılıklarından dolayı, diğer devletler gibi devlet olmak istemiyorlar ve istemiyecekler.

Bu inanç, Geçtiğimiz iki yüzyıl boyunca, gerek Cumhuriyetçiler gerekse Demokratlar, istisnasız bütün ABD başkanları için bir referans olmuştur.

İsrail, Suudi Arabistan ve eski ırkçı Güney Afrika gibi diğer ülkelerle paylaştığı her iki partinin ortak inancıdır.

Ancak, Rusya ve Çin’in uzun zamandır beklediği gibi, bu unsurların bütünleşmeleri ve sonuçları için hazırlanmaları gerekiyor.

Birleşmiş Milletler önümüzdeki yıllarda kesinlikle parçalanacak, ancak Soğuk Savaş sırasında olduğu gibi, dünyayı yeni bir demir perde aracılığıyla iki kampa bölmekle kalmayacak, bir yandan  güç hukukuna dayanan ABD ile müttefikleri Diğer yandan, uluslararası hukukuna dayanan Rusya, Çin ve müttefikleri arasında yasal bir bölünme yaşanacak..

Meydana gelecek iki blok arasındaki ilişkiyi müzakere etmek ise sadece Washington, Moskova ve Pekin’i ilgilendiren bir sorun.

(voltairenet.org)

 

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz