Petrol

” Thierry Meyssan “

 Pompeo doktrinine göre, küresel üretimin OPEC+’nın iki yıldan beri uygulamaya koyduğu gibi üretim kotaları aracılığıyla değil, ama İran, Venezüella ve Suriye (henüz işletilmeyen ancak yakın zamanda keşfedilen devasa rezervleri olan) gibi bazı belli başlı ihracatçılara piyasanın kapatılması yoluyla talep düzeyine indirilmesi gerekmemektedir.

Dolayısıyla NOPEC (No Oil Producing and Exporting Cartels Act) projesinin arşivlerden yeniden gün yüzüne çıkması gerekecektir.

Yirmi yıldan beri çok sayıda varyantının Kongreye sunulduğu bu yasa tasarısı, ABD’deki tröst karşıtı yasalara karşın bir kartel oluşturabilmek için OPEC ülkelerinin dile getirdikleri egemenlik dokunulmazlığını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.

Yasa, hakim konumlarından yararlanmak ve böylece fiyatların yükselmesine engel olmak için, millileştirilmiş olsalar da, OPEC+ üye devletlerindeki tüm şirketlerin ABD mahkemelerinde yargılanmalarına imkan tanıyacaktır.

ABD sadece küresel arzı dengede tutmak değil ama aynı şekilde akışları da belirlemek niyetindedir.

Washington’un North Stream 2 boru hattını tamamlamamaları için hem Avrupa Birliği’ne, hem de üye devletlerine baskı yapması bu yüzdendir.

Ona göre Birliğin Rus hidrokarbürlerine bağımlılığından kurtarılması söz konusudur.

Bu müdahalelerin başarıyla sonuçlanması durumunda Rusya bu akışın yönünü kendisine aynı fiyatı ödeyemeyecek olan Çin’e çevirecektir.

Bunun dışında ABD Hazine Bakanlığı, İran ve Venezüella petrolünün ya da Suriye’ye yönelik her türlü nakliye imkanını engellemektedir.

CİA’nin elindeki veriler, geçiş dönemi de dahil olmak üzere, Donald Trump’ın seçilmesinden beri bu ticareti ayrıntılı olarak gözlemlemeye başladığını ortaya koymaktadır ki bu da politikasında enerjinin merkezi rol oynadığı düşüncesini teyit etmektedir.

Bu ülkenin halen kendi rezervlerini çıkartma imkanı olmadığı ve Rusya’nın zamanın geçmesine izin verdiği ölçüde, Beyaz Saray’ın Suriye’ye yönelik tutumu farklıdır.

Yeniden inşanın engellenmesi ve dolayısıyla da halka yaşama imkanının tanınmaması söz konusudur. CİA, her türlü enerji tedarikine yönelik yoğun bir sabotaj stratejisi izlemektedir.

Örneğin halkın büyük çoğunluğunun ne ısınmak, ne de yemek pişirmek için gazı yoktur. Daha da kötüsü, İran petrolünü Suriye’ye taşıyan bir Türk petrol gemisi, Şubat ayında Lazkiye açıklarında sabotaja uğramıştır.

Gemi havaya uçmuş, tüm mürettebatın ölümüne ve Batı medyasının hiç sözünü dahi etmediği bir deniz kirliliğine neden olmuştur.

Hizbullah’ın Lübnan hükümetinde yer alırken İranlıların çıkarlarına hizmet edeceğini düşünen ABD yönetimi, petrol ihraç etme yasağını Beyrut’a kadar yaymıştır.

Mike Pompeo Lübnan’a ait petrol rezervlerini İsrail egemenliği altına alan karasularına ilişkin yeniden bir paylaşımı dayatmayı denemektedir.

Benzer bir şekilde Venezüella, askeri uzmanların ve hekimlerinin hizmetleri karşılığında Küba’ya petrol vermektedir.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Kübalı askeri uzmanların Venezüella Ordusunun Devlet Başkanı Maduro’ya verdiği desteğin sorumlusu olarak görürken, iki ülke arasındaki her türlü ticarete yaptırım uygulamaya kalkışmaktadır.

ABD, Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre şistten üretiminin hızla düşmeye başlayacağı 2023 ya da 2024’ten önce, İran, Venezüella ve Suriye’ye hidrokarbürlerini ihraç etme izni vermeyecektir.

– (voltairenet.org)

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz