İhvancılarla Siyasi İslam İskenderun Sancağı ve Kilikya’yı Türkiye’ye Satanlardır

Yazan: Suriyeli Yazar, Araştırmacı, Şair (Dr. Muhammed Ferit İsa)

İskenderun Sancağını satan başkan  “Taceddin el Hüseyni”yi duydunuz mu? Uzun zamandırtehlikeli bir sırrı ifşa etmemek için elimden gelen çabayı harcıyorum ki içimde saklamiş ve artık çıkarmak zorunda kaldığımı hissediyorum.

Bu sırra Suriye tarihinin dosyalarında araştırma yaparken hasıl oldum. Okullarımızda öğrendiğimiz tarih şöyle diyor; Fransa, Sancak’tan Türkiye için vazgeçti.

Geröek ise Fransa mandacı bir ülke olarak Suriye’ye girdiğinde ve yine mandacılık belgesi gereğince mandacılık vesikasında Suriye’nin yüzölçümü 245 bin kilometre kare idi. Ve yine Mandacılık belgesi gereğince Fransa’nın Suriye’nin herhangi bir parçasını üçüncü bir tarafa ödün vermesini men ediyordu.

Buna rağmen Suriye’nin fiili yüzölçümü 180 bin metrekareye düşmüştü. Suriye’nin bildiğimiz 185 bin metrekarelik yüzölçümü ise İskenderun Sancağının da dahil olduğu yüzölçümdür.

Bir başka tabirle Suriye’nin yüzöçümünden 65 bin kilometrelik alan terk edilmiş oldu. Bu da 117 bin kilomterkarelik Suriyeli Kilikya alanını da kapsamıyor. Şüpheli 1. ve 2. Ankara anlaşmaları gereğince, 1. Ankara sözmelesinde Suriyeli Kilikya’dan vazgeçilmiş.

Fransa’nın Ankara ile düzenlediği 2. Ankara sözleşmesinde ise yaklaşık 60 bin km’yi kapsayan bir toprak alanından vazgeçildi.

Verilen bu tavizlerin tümü, Bolşoy devriminden önce Rusların ortaya çıkarmasından sonra 1917 yılında alenen ortaya çıkmış kötü duyumluSykes-Picot Anlaşması dışında, olmuştur. 4800 km’lik bir alana sahip olan İskenderun Sancağı, hakiminin Suriye devlet başkanı tarafından atandığı, 40 milletvekili ve Suriye parlamentosundaki temsilcilerinden oluşan kendi parlamentosuna sahip olduğu resmi kurumlarında Suriye bayrağının kaldırıldığı bir Suriye toprağı olarak kalmıştır.

Suriye’ye uzanan Mısır’daki Müslüman Kardeşler örgütünün kurulduğu 1927 tarihinde de, bu örgütün Suriye’deki ilk sorumlusu Türk asıllı Taceddin el Hüseyni adlı zat ki, bu zat 1936 yılında Suriye devlet başkanlığına kadar varmış aynı zamanda da “Muaz el Hatip” adlı zatın da dedesidir.

Başbakan ise,Sultan Abdulhamit’in kızkardeşi prenses Ayşe’nin kocası olması itibariyle Sultan Abdulhamit’in eniştesi Şeyh “Ahmet el Nami”dir. Parlamento başkanı ise Cemil Merdem Bey olup bütün hepsi Türk’tü. İşte büyük felaket buradan doğuyordu.

Öyle ki Şeyh Tac bir mesaj ile o zamanda Müslüman Kardeşlerden bazı üyeleri Kemal Atatürk’e yollamış ve kendisinden İskenderun sancağını Türkiye’ye katması için çalışmalarda bulunmasını istemişti. Çünkü Sancağın çoğunluğu “muayyen bir taifeden” idi.

Atatürk, Türk toplumunun çoğunlukta olduğu gerekçesiyle, Sancak’ın Türkiye’ye dahil edilmesini talep etmeye başladı. Fransa, herhangi bir Suriye toprağının başka bir tarafa devredilmesini  meneden mandacılık belgesini gerekçe göstererek talebi reddetti.

Ertesi gün, Türk basını Fransa’ya karşı korkunç bir saldırı başlattı ve sancak’ın Türkiye’ye dahil edilmesini talep eden gösteriler yürüttü. Fransa’nın tutumundaki ısrarı ile Şeyh Taj’ın dehası şu çözümü ortaya getirdi: Suriye bağımsız bir devlet ve Milletler Cemiyeti’nin bir üyesi olduğundan dolayı Fransa, Suriye’yi geliştirmekle görevli bir devlet olduğundan, Suriye ile Türkiye arasındaki ikili anlaşmaları reddetme hakkı yoktur.

Böylece şeyh (Tac) hükumetiTürkiye ile sunduğu mutabakat zaptı gereğinceSuriye DevletiFransa’yı çıkarmak bahanesiyle İskenderun Sancağını Milletler Cemiyetine bırakıyordu.

Fransa mutabakattan sonra zayıflığını fark ettiğinde, Sancak sakinleri için referandum yapılması ve Fransa’nın Türkiye limanında (İzmir) Fransa’ya imtiyaz verilmesi gibi koşulları kabul etti. Türkiye sonucu reddetti ve seçimler iptal edildi.

Fransız ordusunun çekilmesinden sonra Türk ordusu girdi. Daha sonra Şeyh (Tac El Din El Hüseyni), şu ateşli ifadeyi kullandı: “Eğer sevgili Türk kardeşlerimiz İskenderun Sancağını katarsa, ilişkilerimiz (Allah korusun) daha da kötüleşebilir.

Alah izin vermediğinden de bu ilişkiler kötüleşmeyecektir”. İşte o zaman Kral (Abdul Aziz âl Suud) aşağıdaki telgrafı Kamal Atatürk’e gönderdi. Telgrafta şunu dedi; “Sevgili kardeşim Kemal Atatürk Bey, “Şam’daki kardeşlerinizin başarısı için “İskenderun Sancağı”nı katmanızadan dolayı bu iyiliğinizi hiçbir zaman unutmayacağız”.

Ürdün Prensi Prens Abdullah Bin el Hüseyin de benzer bir mesaj yolladı. Dört sene sonra ise Suriye resmen bağımsızlığını ilan etti.

Buna rağmen hiçbir Suriye hükumeti 1970 yılına kadar İskenderun Sancağını talep etmedi.Böylece olay Şeyh Tac’ın torunu olan “Muaz el Hatip”in hatırlatana kadar gizli kaldı.

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz