Gözlerimizin Önünde – 5. Bölüm- Katiller Örgütü Olarak Müslüman Kardeşler

(Thierry Meyssan) yazdı

CIA 1962 yılında Suudi Arabistan’ı Dünya İslam Birliği’ni kurması ve aynı zamanda milliyetçi ve komünistlere karşı Cemaati ve Nakşibendi Tarikatını finanse etmesi konusunda teşvik eder.

Bu örgüt önce Aramco (Arabian-American Oil Company) tarafından finanse edilir.

Örgütün yirmi kurucusu arasında, daha önce de adını andığımız üç İslamcı teorisyen de bulunmaktadır: Mısırlı Sait Ramazan, Pakistanlı Seyyid Ebul Ala Mevdudi ve Hintli Ebu el Hasan Ali en Nedvi.

Petrol ticareti sayesinde birden büyük miktarda nakit paraya sahip olan Arabistan, Kardeşler’in dünya çapındaki hamisi haline gelir.

Monarşi, hemen hemen kimsenin okuma yazma bilmediği bir ülkede onlara, okul ve üniversite eğitim sistemini emanet eder. Kardeşler’in ev sahibine uyum sağlaması gerekecektir.

Gerçekten de Krala bağlılıkları bunların Büyük Mürşide sadakat göstermelerini engeller. Ne olursa olsun, Seyyid’in kardeşi Muhammet Kutub’un çevresinde iki eğilim halinde örgütlenirler: bir tarafta Suudi Kardeşler, diğer tarafta ise “Sururiciler”.

Suudi olan Sururiciler, Cemaatin siyasi ideolojisi ile Vahhabbi teolojisi arasında bir sentez yapmayı denemekteydiler. Kraliyet Ailesinin de mensubu olduğu bu mezhep, bedevi düşüncesinden gelen, İkonoklast ve tarihsel olmayan bir İslam yorumudur.

Riyad petro-dolarlara sahip oluncaya kadar, kendisini kafir olarak gören geleneksel Müslüman okullarını lanetliyordu.

Gerçekte Kardeşler’in ve Vahhabbilerin siyasetleri arasında hiçbir ortak nokta olmamasına rağmen birbirileriyle uyumludurlar.

Suud Ailesini Vahhabbi vaizlere bağlayan anlaşma ancak Cemaat ile birlikte var olabilir: İlahi hukuka bağlı bir monarşi fikri Kardeşler’in iktidar açlığıyla uyuşmuyor.

Dolayısıyla Arabistan’da siyasete girmemeleri koşuluyla Suudların Kardeşler’i bütün dünyada desteklemesi kararlaştırılmıştır.

Vahhabbilerin Kardeşler’e verdiği destek, Arabistan ve diğer iki Vahhabbi devlet Katar ve Şariqa Emirliği arasında ek bir rekabeti tetikler.

1962 ila 1970 yılları arasında Müslüman Kardeşler Kuzey Yemen iç savaşına katılırlar ve Mısır ve SSCB’nin Arap milliyetçileri karşısında Suudi Arabistan ve Birleşik Krallık yanlısı bir monarşi kurmayı denerler.

Bu çatışma, izleyen yarım yüzyıl sırasında olacaklar konusunda fikir verecektir.

1970 yılında Cemal Abdülnasır Filistinli fraksiyonlarla Ürdün Kralı Hüseyin arasında, “Kara Eylül”e son veren bir uzlaşma sağlamayı başarır.

Anlaşmanın Arap Birliğinde onaylandığı akşam, resmi olarak bir kalp krizi sonucunda ama çok daha muhtemel olarak bir cinayet sonucunda yaşamını yitirir.

Nasır’ın, biri solcu –halkın çok sevdiği-, biri ılımlı –çok tanınmış- ve ABD ve Suudi Arabistan’ın talebiyle biri muhafazakar, yani Enver Sedat olmak üzere üç başkan yardımcısı bulunmaktaydı.

Baskılarla karşılaşan solcu başkan yardımcısı bu göreve layık olamayacağını açıklar. Ilımlı başkan yardımcısı siyaseti bırakmayı tercih eder.

Nasırcılar Sedat’ı aday olarak belirlerler. Bu birçok ülkenin yaşamak zorunda kaldığı bir dramdır: Başkan, seçmen kitlesini genişletmek için rakipleri arasından bir başkan yardımcısı seçer, ama başkan öldüğünde, seçilen başkan yardımcısı onun yerine geçer ve tüm mirasını yok eder.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Reich’e hizmet eden ve Führer’e büyük hayranlık duyan Sedat, Cemaatla Hür Subaylar arasında irtibat memuru gibi çalışan ve Seyyid Kutub’un canciğer dostu olan bir ultra-muhafazakardır.

İktidara gelir gelmez, Nasır tarafından hapse atılan Kardeşler üyelerini serbest bırakır. “İnançlı Cumhurbaşkanı”,toplumun İslamileştirilmesi konusunda Cemaatin müttefikidir (“Tashih İnkılabı”), ama bundan siyasal çıkar elde ettiği andan itibaren onun rakibidir.

Bu muğlak ilişki, Cemaatten ayrılan fraksiyonlar değil ama ona itaat eden dış birimler olan üç silahlı grubun ortaya çıkmasıyla sergilenir: İslami Kurtuluş Partisi (Hizb-ut Tahrir), İslami Cihat (Şeyh Ömer Abdurrahman’ın) ve Tekfir ve Hicret (Et-tekfir ve’l Hicre).

Bunların tümü de Seyyid Kutub’un emirlerini uyduklarını açıklarlar. Gizli servisler tarafından silahlandırılan İslami Cihat, Hıristiyan Kıptilere karşı saldırılara girişir.

Durumu yatıştırmakta başarısız olan “inançlı Cumhurbaşkanı” Kıptileri isyana teşvikle suçlar ve Patriklerini ve sekiz piskoposlarını hapse atar.

Sonuç olarak Sedat, Cemaat yönetimine müdahale eder ve tutuklattığı Büyük Mürşit’e karşı İslami Cihat’tan yana tavır alır.

ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in talimatıyla Suriye’yi Mısır ile birlikte İsrail’e saldırmak ve Filistinlilere haklarını geri vermek için ikna eder.

6 Ekim 1973’te, İsrailliler Yom Kippur bayramını kutlarken, her iki ordu İbrani devletini kıskaca alır. Mısır Ordusu Süveyş Kanalını aşarken, Suriye Ordusu Golan Tepesinden saldırır.

Öte yandan Sedat hava savunma şemsiyesinin ancak bir bölümünü harekete geçirir ve ordusunu kanalın 15 km batısında durdururken, İsrailliler tuzağa düşen ve kendilerine karşı düzenlenen komploya isyan eden Suriyelilerin üzerine çullanırlar.

Sedat ancak İsrailli yedekler seferber edildikten ve Suriye Ordusu kuşatıldıktan sonra ordusuna yeniden ilerliyormuş gibi yapmasını, ardından da ateşkes pazarlığı yapmak üzere durmasını emreder.

Mısır’ın ihanetini gözlemleyen ve Nasır’ın ölümüyle zaten bir müttefikini kaybetmiş bulunan Sovyetler, ABD’yi tehdit eder ve çatışmaların hemen durdurulmasını şart koşar.

Seyyid Kutub ile birlikte “Özgür Subaylar” ve cemaat arasında eski irtibat subayı olan “İnançlı Cumhurbaşkanı” Enver Sedat’ın Mısır Parlamentosu tarafından “Altıncı Halife” olarak ilan edilmesi bekleniyordu.

Yukarıda, Adolf Hitler hayranı Sedat, Kinesset’te ortakları Golda Meir ve Şimon Peres ile birlikte görülüyor.

Dört yıl sonra Cumhurbaşkanı Sedat –CIA’nın planını sürdürerek- Kudüs’e gider ve İsrail ile, Filistinlilerin aleyhine bir özel barış anlaşması imzalamaya karar verir.

Bundan böyle, Kardeşler ile İsrail arasındaki ittifak daha da güçlenecektir. Bütün Arap halkları bu ihaneti kınar ve Mısır, merkezi başkent Tunus’a taşınan Arap Birliği’nden çıkarılır.

Müslüman Kardeşler’in « Gizli Aygıtının » sorumlusu Eymen el-Zehaviri (halen El-Kaide’nin lideri) Cumhurbaşkanı Sedat’a yönelik suikastı örgütler (6 Ekim 1981).

Washington, 1981’de yeni bir sayfa açma kararı verir. İslami Cihat’a artık işlerine yaramayan Sedat’ı öldürme görevi verilir.

Parlamentonun kendisini “Altıncı Halife” olarak ilan etmeye hazırlandığı bir dönemde, bir askeri resmi geçit töreni sırasında düzenlenen suikastla öldürülür.

Resmi tribündeki 7 kişi ölür ve 28 kişi yaralanır, ama Cumhurbaşkanının yanında oturan, Başkan Yardımcısı General Mübarek saldırıdan yara almadan kurtulur.

Mübarek resmi tribünde çelik yelek giymiş olan tek kişidir. “İnançlı Cumhurbaşkanının” yerini alır ve Arap Birliği artık yeniden Kahire’ye taşınabilecektir.

Devamı Gelecek…

Kaynak : (voltairenet.org)

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz