Bir Handan Bir Hana “Netanyahu ve Erdoğan” Kardeşler.. Hainler, İki Kardeş ve İdlib Anahtarı

Yazan : ( Naram Sargon )

Bilmiyorum biraz erken mi yaşlandım, yoksa yıllardan beri, kitaplar, facebook ve düşman sitelerin kıyılarında okurken göz bebeklerim mi küçüldü harfler mi görüşümü aşındırdı bilemiyorum.

Yoksa muhalifetin vahşilik ve ihanet üzerine yayınladıklarınının fazlalalığından, çizikler, yaralar ve izlerle mi yaralandı? Tefsire ihtiyacı olan bir duruma yakalandım.

Netanyahu’nun resmine baktığımda Erdoğan’ı, karısı Sara’ya baktığımda sanki Emine’yi görüyor gibiyim.

Türkiye’nin kırmızı bayrağını gördüğümde ise hilali altılı yıldız, İsrail’in bayrağına dikkat le baktığımda ise altılı yıldız değil kırmızı bir hilal görüyor gibiyim..

Gerçekte ne yorgunum ne de hastayım. Birkaç gün önce ünlü bir göz doktorunun yanında gözlerimi test ettim ve on üzerinden on aldım.

Üzerine de doktor bana; senin güvercin mavisi gözlerin var, gördüklerin de gerçektir, benim gördüğümü insanların görmeyeceğini, söyledi.

Erdoğan kuzyde Han Şeyhun’u işgal etmiş, Netanyahu da güneyde kiralıklarıyla birlikte bir gün Han Ernebe’nin kapılarını çalıyordu.

Hava daher iki HAN arasında hainlerle doluyordu. Suriye ordusunun Morik’te Erdoğan askerini abluka altına aldığı bir sırada, Netanyahu güneyde hareketlenerek kuzey cephesine, Erdoğan’ı küçük düşürmemeleri için, baskı kuruyordu.

Erdoğan kendisine bugünlerde, aynı acıyı, aynı korkuyu ve aynı durumu paylaşankardeşi Netanyahu’dan başka iyi bir ortak bulamayacak. Erdoğan’ın kuzeydeki hasarı Netanyahu’nun güzeyde bedel ödeyeceği anlamına geliyor.

Doğal mantık, Erdoğan’ın Netanyahu’dan, Netanyahu’nun da Erdoğan’dan yardım almasıdır.

Netanyahu’nun hezimetten kaçınması için Erdoğan’ın kuzeyde kazanmasından başka umudu yoktur.

Erdoğan’ın da kuzeydeki zafer umudu Netanyahu’nun güneydeki zaferine bağlı. Bizden bombardımanlarla öç alması da kuzeydeki krizde olan ve hezimete uğrayan kardeşi Erdoğan ile dayanışmadan başka bir şey değildi.

Lakin kuzeyde ve güneyde biri birini yiyen kardeşlerin sonu gibi görünüyor. Bir lider ve bir proje olarak Erdoğan çürüdü, Han Şeyhun hezimetinden sonra sesi de çıkmaz oldu.

Şikayetçi ve ağlayan olarak Moskova’ya kendisi gitti. Galiba Putin ile görüşmesi ve Türkiye’deki Suriye muhalefetini –ihvancı olmayan- belirli bir zaman cetveli içerisinde barışçıl çözümüne dahil etmek esasına dayalı olarak  Türkiye’nin İdlib’den Rusya’nın gözetimi altında çekilme planını çizmek içindi.

Çünkü herkeseçe de bilinen bir şey var ki, Türklerin İdlib’de kalmaları, özellikle de anahtarın Suriye ordusunu eline geçmesiyle birlikte, imkansız hale geldi.

Ayrıca Türkiye’nin Suriye Ordusuyla karşı karşıya kalan Türk askerlerin halinin ne olacağı ile ilgili gerçek endişeler bulunmaktadır.

Erdoğan’ı aciz bırakan şey, Netanyahu’nun kendisi gibi uzaktan uçmak veya aynı İdlib’deki Ebu Muhammed el Golani gibi İHA’larla yaptığı uçuşlarla rahatsız etmekten başka, bir şey yapmaktan aciz hale gelmesidir.

Hatta Netanyahu Seyyid Hasan Nasrullah’ın kesin cezalandırma ile vaad etmesinden sonra ki, bu vaat kesin zafer tadında bir güvenle, bugün kabir sessizliğine bürünmüştür.

İhtiyarlaşmayan gözlerim kuzeydeki zaferi güneydeki zafer olarak görebiliyor. Aynı Seyyid Hasan Nasrullah’ın el Aksa’da namaz vaktinin yaklaştığını gördüğü gibi.

Ben de bugün, aynı Mecdel Şems’in bizlerin kendisine yaklaştığımızı hissettiği ve kapılarını bizlere açacağı gibi, İdlib’in de kapılarını bize açacağını, yakında kuzey sınırında olacağımızı ve Erdoğan’ın (kuzeydeki Netanyahu) dosyasını ve ağzını askeri botla ki, sükutun altından değil askeri bottan olması için, tamamen kapatacağımızı görüyorum.

Netanyahu’nun (güneydeki Erdoğan) Golan’daki kalelerini çalıp Tabarayya gölünün, aynı merhum Cumhurbaşkanı Hafız Esad’ın temenni ettiği gibi, sahillerinde ayaklarımızla dalacağımızı görüyorum.

Benim gördüklerimi siz de görüyor musunuz? Görmeyenler bizimle birlikte zaman tüneline geçmeyecektir.

Öyle görünüyor ki içinde durduğu zaman tüneli haladeliklidir.

Çünkü hala “yenilmeyen İsrail ordusu” ve “unutulmuş yüzyılların karnından gelen Halife” zamanının orada duruyordur.

Bugünden sonra Halife yoktur.

Yenilmeyen ordu da yoktur.

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz