GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE 11. Bölüm -Pentagon’un Yedek Gücü Olarak Müslüman Kardeşler

( Thierry Meyssan Yazdı ) 

Suriyeli Abu Mus’ab”Merkezi Olmayan Cihat” teorisyenlerinden biri olduktan sonra,Küresel İslami Direnişe Çağrı’sında, “gerilim stratejisi” olarak bilinen doktrinini İslami terimler üzerine oturtur.

Devlet yetkililerinin, halkı kendisine karşı ayaklanmaya yöneltecek şekilde korkunç bir zulüm uygulamaya kışkırtılması söz konusudur.

Bu teori, 70-80’li yıllarda Avrupa’da aşırı solun (Baader Meinhoff Çetesi (Almanya), Kızıl Tugaylar (İtalya), Doğrudan Eylem (Action directe) (Fransa) manipülasyonuyla CIA/NATO’ya bağlı Gladio şebekeleri tarafından daha önce de kullanılmıştır.

Tabi ki bu stratejinin bir sonuca ulaşması söz konusu değildir ve CIA/NATO da bunun hiçbir başarı şansının olmadığını gayet iyi bilmektedir –hiçbir zaman, hiçbir yerde zafere ulaşamamıştır-, ama kendi adamlarını iktidara getirmek için devletin baskıcı tepkisinden yararlanma niyetindedir.

“Suriyeli”, Avrupa’yı –ve kesinlikle ABD’yi değil- İslamcıların bir sonraki savaş alanı olarak tanımlamaktadır.

1995’teki saldırılardan sonra aynı yıl Fransa’dan kaçar. İki yıl sonra Madrid ve Londonistan’da, CIA’nın 60-70 yıllarında Lizbon’da kurduğu Aginter Press örneğinden hareketle “İslamic Conflict Studies Bureau”yu kurar.

İki yapı da sahte bayrak altında düzenlenen saldırıların örgütlenmesinde ön plana çıkarlar (1969)’da aşırı sola isnat edilen Piazza Fontana’dan, (2005) yılında Londra’da Müslümanlara ismat edilenlere kadar.

Müslüman Kardeşler’in İletişim Danışmanı Mahmud Cibril el Warfally, Müslüman diktatörlere demokratik dili kullanma eğitimi veriyor.

El Cezire tv kanalını yeniden yapılandırmış, ardından da Libya’da Kaddafi rejimi süresince ABD şirketlerinin yerleşmesinden sorumlu olur ve son olarak aynı Kaddafi’nin devrilmesi sürecini yönetir.

Eşzamanlı olarak Kardeşler, ABD yanlısı Arap liderlere yönelik geniş kapsamlı bir eğitim programı geliştirirler. Pittsburg Üniversitesi’nde Libyalı Profesör Mahmut Cibril El Warfally, bu liderlere “siyaseten doğru” konuşmalarını öğretir.

Böylece (Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Kuveyt, Fas, Tunusve ayrıca Singapur’dan) prenslere ve generallere eğitim verir.

Dünya Bankasının Halkla İlişkiler ve rapor inceleme ilkelerini birbirine karıştıran en acımasız diktatörler, artık gülümsemeden demokratik ideallerinden ve insan haklarına duydukları derin saygıdan söz etmeyi başaracak hale gelirler.

Cezayir’e karşı yürütülen savaş Fransa’ya sıçrar. Jacques Chirac ve İçişleri Bakanı Charles Pasqua, Paris’in Müslüman Kardeşler’e verdikleri desteğe son verirler ve hatta Yusuf el Karadavi’nin (Kardeşler Cemaatinin vaizcisi) kitaplarını yasaklarlar.

Onlar için, İngilizlerin haritadan silmek istediği Mağrip Arap Bölgesindeki Fransız varlığının korunması söz konusudur.

Silahlı İslami Grup (1994) yılında Air France’ın Alger-Paris uçağındaki yolcuları rehin alır, (1995) yılında Paris metrosunda ve trenlerinde bombalı saldırılar düzenler ve (1998) yıında Dünya Futbol Şampiyonası sırasında, bir nükleer elektrik santraline uçak düşürülmesi de dahil –ki engellendi – çok büyük bir saldırı planlar.

Kaçmayı başaran şüpheliler her seferinde Londonistan’dan sığınma hakkı elde ederler.

Usame bin Ladin’in “Arap Lejyonu”nun Bosna-Hersek’te Devlet Başkanı Ali İzzet Begoviç önünde resmi geçit düzenler.

1992’de Bosna-Hersek Savaşı başlar. Washington’un da talimatı üzerine, hala Suudi Arabistan tarafından finanse edilen Pakistan’ın gizli servisi (İSİ), 90 000 adamını (Moskova tarafından desteklenen) karşı savaşmak üzere buraya gönderir.

Usame bin Ladin’e bir Bosna diplomatik pasaportu sağlanır ve Başkan Aliya İzzetbegoviç’in (ki ABD’li Richard Perle diplomatik ve Fransız Bernard-Henri Lévy basın danışmanıdır) askeri danışmanı olur.

Dünya İslami Birliği’nin sağladığı finansmanı dağıtır ve Afganistan’da çarpışan eski savaşçılardan Arap Lejyonunu oluşturur.

İran İslam Cumhuriyeti, toplumsal refleks ya da Suudi Arabistan’la rekabet nedeniyle, aynı şekilde Bosna’daki Müslümanların da yardımına koşar.

Pentagon’un anlayışına uygun olarak, yüzlerce Devrim Muhafızını ve Lübnan Hizbullah’ına ait bir birimi bölgeye gönderir. Özellikle de Bosna Ordusunun kullandığı silahların büyük bir bölümünü tedarik eder.

Bin Ladin’in saflarına sızan Rus gizli servisleri, Arap Lejyonundaki yazışmaların tümünün İngilizce olarak kaleme alındığını ve Lejyonun doğrudan Kuzey Atlanti Paktı NATO’dan emir aldığını tespit eder.

Savaş sonrasında, bir Uluslararası Özel Mahkeme oluşturulur. Mahkeme savaş suçu işledikleri gerekçesiyle birçok savaşçı hakkında soruşturma yürütür ama aralarında hiçbirArap Lejyonu üyesinin peşine düşmemiştir.

Devamı Gelecek…

Kaynak : (voltairenet.org)

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz