Gözlerimizin Önünde 12. Bölüm – Pentagon’un Alternatifi Olarak Müslüman Kardeşler

 ( Thierry Meyssan Yazdı )

Mısırlı Muhammed el-Zevahiri kardeşi Eyman (El Kaide’nin bugünkü lideri) ile birlikte Cumhurbaşkanı Sedat suikastına katılır.

NATO saflarında Bosna-Hersek ve Kosova savaşlarına da katılır.

Böylece UÇK (Kosova Kurtuluş Ordusu)’nın bir birimini de yönetir.

Eski Yugoslavya’da, üç yıllık sükunetten sonra, Müslümanlar ve Ortodokslar arasındaki savaş bu kez Kosova’da baş gösterir.

Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK), Alman Özel Kuvvetleri (KSK) tarafından Türkiye’deki İncirlik Üssünde savaş eğitimi alan mafyamsı gruplardan oluşturulmuştur.

Müslüman Arnavut ve Yugoslavlar, Nakşibendi kültürü almışlardır. Türk istihbaratının gelecekteki şefi Hakan Fidan, NATO ve Türkiye arasında irtibat subayıdır.

Arap Lejyonunun kıdemlileri, bir tugayı Eyman el Zevahiri’nin kardeşlerinden birinin komutasında olan UÇK’yı bünyesine katarlar.

Bu birlik sistematik olarak Ortodoks kilise ve manastırları tahrip etmekte ve Hıristiyanları buradan kovalamaktadır.1995’te, siyasi cinayet geleneğine geri dönüş yapan Usame bin Ladin, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’i ortadan kaldırmayı dener.

Aynı şeyi bir sonraki yıl Libyalideri Muammer Kaddafi’ye yönelik olarak yineler.

Bu ikinci saldırı, Libyalıların İrlanda direnişine verdiği desteği cezalandırmak isteyen İngiliz gizli servisleri tarafından 100 Bin Sterlin ile finanse edilir.

Ne yazık ki bu operasyon da başarısız olur. Birçok Libyalı subay Birleşik Krallığa kaçar. Bunların arasında oğluna yıllar sonra İngiliz istihbarat servislerince Manchester’de saldırı düzenleme görevi verilecek olan Ramadan Ubaydi de vardır.

Libya İnterpol’e kanıtlar sunar ve “Londonistan”da hala bir halkla ilişkiler bürosuna sahip olan Usame bin Ladin’in şahsına karşı ilk uluslararası tutuklama kararı çıkar.

1998’de, Paris’te Arap İnsan Hakları Komisyonu Tunuslu Munsif Marzuki başkanlığında, Suriyeli Heysem Menna’ın sözcülüğünde (NED) tarafından finanse edilerek kuruldu.Hedefi, terörist faaliyetlerinden dolayı çeşitli Arap ülkelerinde tutuklanan Müslüman Kardeşler’i savunmaktır.

Marzuki, uzun zamandan beri onlarla birlikte çalışan solcu bir doktordur. Heysem Menna ise, “Hasan el Turabi”nin ve Sudan’lı Kardeşler’in Avrupa’daki yatırımlarını yöneten bir yazardır.

Menna geri çekilince, eşi derneğin başkanlık görevini sürdürür. Menna’ın yerine Cezayirliavukat “Reşid Mesli” geçer.

Kendisi aynı zamanda “Abbas Medeni” ve Cezayirli Kardeşler’in avukatıdır.

Türk İslamcı Necmettin Erbakan’ın (ortadaki) manevi evladı Recep Tayyip Erdoğan (sağdaki) onun gizli eylem hareketi Milli Görüş’ü yönetir.

Erdoğan Çeçenistan’a silahların gönderilmesini örgütler ve İstanbul’da önde gelen Rusya karşıtı prensleri (emirleri) barındırır.

1999’da (Kosova Savaşı ve Grozni’de İslamcıların iktidarı ele geçirmesinden sonra), “Zbigniew

Brezinski”, bir yeni muhafazakar topluluğuyla birlikte Çeçenistan’da Barış İçin Amerikan Komitesi’ni(American Committee for Peace in Chechnya) kurar.

Birinci Çeçenistan Savaşı bazı İslamcıların zorla müdahil olduğu Rusların bir iç meselesi olsa da, ikincisi (İçkerya) İslam Emirliği’nin kurulmasını hedeflemektedir.

Birkaç yıl öncesinden bu operasyonun hazırlıklarını yapan “Brezinski, Afgan deneyimini yeniden canlandırmayı dener. Şamil Basayev gibi Çeçen cihatçılar, Sudan’da bin Ladin tarafından olmasa da, Afganistan’da Talibanlar tarafından eğitilmişlerdir.

Savaş süresince Necmettin Erbakan ve Recep Tayyip Erdoğan’ın Milli Görüş’ü ve “İHH”nın(İnsan Hak ve Hürriyetleri) “insani” desteğinden yararlanırlar. İHH, (Internationale Humanitäre Hilfe) adı altında Almanya’da kurulmuştur.

Bu kuruluş daha sonra, özellikle Moskova Tiyatrosuna karşı (2002’de, 170 ölü, 700 yaralı), Beslan’daki bir okula karşı (2004’te, 385 ölü, 783 yaralı) ve Nalçik kentine karşı (2005, 128 ölü ve 115 yaralı) gerçekleştirilen saldırılar olmak üzere birçok büyük operasyon örgütleyecektir.

Beslan Katliamı ve cihatçı lider “Şamil Basayev”in ölümünden sonra, Milli Görüş ve İHH, İstanbul’daki Fatih Camii’nde, on binlerce militanın katıldığı büyük bir gıyabi cenaze töreni düzenler.

“Amerikan karşıtı” bir saldırı olarak sunulan, 7 Ağustos 1998’de ABD’nin Darüsselam’daki (Tanzanya) Büyükelçiliğinin bombalanması sonucunda 11 kişi öldü ve 85 kişi yaralandı… Ancak kurbanlardan hiçbiri ABD vatandaşı değildi.

Bu dönem süresince, üç önemli saldırı El Kaide’ye isnat edilir. Öte yandan, bu operasyonlar her ne kadar önemli olsa da, NATO bünyesine giren İslamcılar için bir güç kaybı anlamına gelir ve eş zamanlı olarak Amerikan karşıtı teröristler nezdinde gözden düştüklerini hissetmelerine yol açar.

1996’da, Suudi Arabistan’da el Huber’deki sekiz katlı bir binaya yönelik bomba tuzaklı kamyonla saldırı düzenlenir ve 19 ABD askeri ölür.

Önce El Kaide’ye isnat edilen saldırının sorumluluğu daha sonra İran’a, ardından da sonuç olarak hiç kimseye yüklenmemiştir.

1998’de, Nairobi (Kenya) ve Darrüsselam (Tanzanya)’daki ABD Büyükelçilikleri önünde iki bomba patlatılır ve 298 Afrikalının –hiçbir ABD’linin olmadığı- ölmesine ve 4500 kişinin yaralanmasına yol açar.

Bu saldırıları, İslami Kutsal Yerlerin Kurtuluşu Ordusu adlı gizemli bir örgüt üstlenir. ABD yetkililerine göre söz konusu saldırılar, dört üyelerinin sınırdışı edilmesine misilleme olarak Mısırlı İslami Cihat üyelerince gerçekleştirilmiştir.

Oysa aynı yetkililer Usame bin Ladin’i saldırı emrini vermekle suçlar ve FBI –nihayet- ona karşı bir uluslararası tutuklama emri çıkartır.

2000 yılında, Aden Limanı (Yemen) açıklarındademirleyen (USS Cole) destroyerinin gövdesine patlayıcı yüklü bir tekne çarparak patlar.

Saldırıyı Arap Yarımadası El Kaide’si üstlenir ama bir ABD mahkemesi saldırıdan Sudan’ı sorumlu tutacaktır.

O saldırılar, Washington ile İslamcılar arasındaki işbirliği devam ederken gerçekleşir. Usame bin Ladin, Londonistan’daki ofisini 1999’a kadar açık tutmayı başarır.

Devamı Gelecek…

Kaynak: ( voltairenet.org )

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*