“GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE” 16. Bölüm Beyaz Saray’ın Ulusal Güvenlik Konseyi Üyesi Olarak Müslüman Kardeşler

( Thierry Meyssan Yazdı )

Thierry Meyssan’ın “Gözlerimizin Önünde” kitabını yayınlamayı sürdürüyoruz. Bu bölümde, ABD ve Birleşik Krallık desteğindeki Müslüman Kardeşler’in, 2011’in ilk yarısında, Tunus, Mısır ve Libya’da iktidara yaklaşmaları ya da ele geçirmeleri sürecini ele alıyor.

Bin Ali (Tunus), Kaddafi (Libya) ve Mübarek (Mısır) 2011 yılında, Washington’un emrinde olan (Kaddafi 2003’teki U dönüşünden beri, diğerleri her zaman) üç devlet başkanıydı.

Tunus’ta “Arap Baharının” başlangıcı: 12 Ağustos 2010’da, Başkan Barack Obama 11 sayılı başkanlık kararnamesini (PSD-11) imzalar.

Kararnameyle genişletilmiş Ortadoğu’daki tüm büyükelçiliklerini  “rejim değişiklikleri”ne hazırlıklı olmaları konusunda bilgilendirmektedir. Sahada gizli faaliyetlerin eşgüdümü sağlamak amacıyla, Müslüman Kardeşler üyelerine ABD’nin Ulusal Güvenlik Konseyi’nde yer verir.

Washington, İngilizlerin “Arap Baharı” planını uygulayacaktır. Cemaat için, zafer anı gelmiştir. 17 Aralık 2010’da Tunus’ta Muhammed Buazizi adlı bir sebze işportacısı, polisin el arabasına el koyması üzerine kendisini ateşe verir.

Cemaat olaya el koyar ve genç adamın işsiz bir üniversite öğrencisi olduğu ve bir kadın polis tarafından tokatlandığı yolunda yanlış haberler yayar.

Hemen, National Endowment for Democracy’nin (yani beş Anglosakson devletin gizli servislerinin sahte STK’sı NED) elemanları ölen adamın ailesine oyunu bozmaması için para öder ve ülkeye isyan tohumları saçarlar.

Ülkede işsizlik ve polis şiddetine karşı yoğun gösteriler yapılırken, Washington Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Ben Ali’den ülkeyi terk etmesini talep eder ve MI6 Tunuslu Kardeşler’in Mürşidi Raşit Gannuşi’nin Londra’dan muzaffer geri dönüşünü örgütler.

Bu “Yasemin Devrimi”dir. Rejim değişikliği, hem İran Şahının gidip yerine İmam Humeyni’nin geri dönüşü ve hem de renkli devrimler şemasının tekrarıdır.

Raşit Gannuşi daha önce Müslüman Kardeşler’in bir yerel kolunu oluşturmuş ve 1987’de darbe girişiminde bulunmuştur.

Birçok kez tutuklanıp hapse atılınca, önce Hasan el Turabi’nin desteğinden yararlandığı Sudan’a, ardından da Recep Tayyip Erdoğan’a (o dönem Milli Görüş hareketinin lideri) yaklaştığı Türkiye’ye sürgüne gider. 1993’te, iki karısı ve çocuklarıyla birlikte yaşadığı Londonistan’dan siyasi sığınma hakkı elde eder.

Kendini “Amerikan karşıtı” olarak pazarlayan iki şahsiyet: Munsif Marzuki (NED-ABD hesabına çalışan aşırı solcu) ve Raşit Gannuşi (West Minister Foundation – UK adına çalışan Müslüman Kardeş).

“Devrimi Koruma Birliği” (LPR), Mısırlı “Gizli Aygıt”ın Mısır’daki karşılığıdır. Lideri Ahmed Duğayc, ortadan kaldırılacak önemli şahsiyetlere ilişkin talimatları Raşit Gannuşi’dan almaktadır.

Anglosaksonlar, İslami Eğilim Hareketi yeniden adlandırılarak oluşturulan Yeniden Doğuş Hareketi (Ennahda) adlı partisinin imajını geliştirmesinde ona yardım eder.

NED, halkın Cemaate yönelik kaygılarını gidermek için aşırı soldaki ajanlarından yardım ister. Arap İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Munsif Marzuki, teskin edici bir rol oynar.

Kardeşler’in çok değiştiklerini ve artık demokrat olduklarını savunur. Tunus’un yeni Cumhurbaşkanı seçilir.

Gannuşi genel seçimleri kazanır ve Aralık 2011 ila Ağustos 2013 arasında görev yapacak bir hükümet kurmayı başarır.

Washington tarafından dönüştürülerek önce Maocu sonra Troçkist olan Ahmet Necip Şebbi gibi NED’in başka piyonlarını da hükümete sokmayı başarır.

Hasan el Benna’yı örnek alan Gannuşi, partinin yanı sıra, muhalefet lideri Şükrü Belayid’e yönelik olan da dahil olmak üzere siyasi cinayetlere girişen, Devrimi Koruma Birliği adlı bir milisi de örgütler.

Öte yandan, ülkeye geri dönüşü sırasında Tunus halkının bir kesiminin sunduğu tartışılmaz desteğe rağmen, partisi kısa sürede azınlığa düşer.

Raşit Gannuşi iktidarı terk etmeden önce, laik burjuvaziyi uzun vadede sefalete sürükleyecek mali yasaları onaylatır.

Bu yolla ülkenin toplumsal yapısını değiştirmeyi ve yakın zamanda siyaset sahnesine geri dönmeyi ummaktadır.

Mayıs 2016’da, MI6 tarafından kurulan bir şirket olan “Innovative Communications & Strategies”, Ennahda’nın 10. kongresini sahneler.

Konuşmacılar partinin “sivilleştiğini”, din ve siyaset işlerini birbirinden ayırdığını savunurlar.

Ama yaşanan bu gelişimin laiklikle hiçbir ilişkisi yoktur, sorumlulardan sadece üstlendikleri işi paylaşmaları ve aynı zamanda hem seçilmiş, hem de imam olmamaları istenmektedir.

Devami Gelecek …

– Kaynak : ( voltairenet.org )

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz