“GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE” 16. Bölüm Beyaz Saray’ın Ulusal Güvenlik Konseyi Üyesi Olarak Müslüman Kardeşler

Thierry Meyssan Yazdı ) 

Mısır’daki “Arap Baharı”: 25 Ocak 2011’de, yani Cumhurbaşkanı Bin Ali’nin kaçışından bir hafta sonra, Mısır ulusal bayramı kutlamaları iktidar karşıtı gösterilere dönüşür.

Protesto gösterilerinde, ABD’nin geleneksel renkli devrimler düzeneğinin kadroları boy gösterir: Gene Sharp’ın (NATO’nun yumuşak yani savaşa başvurmadan rejim değişikliği konusunda uzman teorisyeni eğittiği Sırplar ve NED’in adamları.

Gösterilere ilişkin talimatlar dahil Arapçaya tercüme edilmiş kitapları ve broşürleri, gösterilerin ilk günden itibaren yaygın bir şekilde dağıtılır. Bu ajanların çoğu daha sonra yakalanacak, yargılanacak, mahkum olacak ve ardından sınırdışı edileceklerdir.

Göstericiler özellikle, ülkede % 15-20 arasında desteğe sahip Müslüman Kardeşler ve Kifaya (Artık Yeter!) tarafından seferber edilir. Bu, “Nilüfer Devrimi”dir.

Gösterilerin çoğu Kahire’deki Tahrir Meydanında ama aynı zamanda ülkenin diğer yedi büyük kentinde de gerçekleştirilir.

Öte yandan Tunus’u ayağa kaldıran devrimci dalganın çok uzağındayızdır. Müslüman Kardeşler başından beri silah kullanmaktadır.

Tahrir Meydanında, yaralılarını ilkyardım için tam teşekküllü olarak donatılan bir camide toplarlar.

Petrol diktatörlüklerinin Katarlı El Cezire ve Suudi El Arabiya televizyon kanalları, rejimi devirme çağrısında bulunur ve stratejik bilgileri canlı olarak yayınlarlar.

ABD, Değişim için Ulusal Birlik Başkanı, Atom Enerjisi Ajansı eski Müdürü, Nobel Barış Ödülü sahibi Muhammed el Baradey’i ülkeye geri getirtir.

Baradey, Irak’a karşı savaşı meşrulaştırmak için Bush yönetiminin yalanlarını BM adına teşhir eden Hans Blix’in yarattığı telaşı bastırmayı başardığı için ödüllendirilmiştir.

Akılcı bir metin, programları platformunkiyle tamamen zıt olan Müslüman Kardeşler de dahil her kesimden imzacılar olmak üzere Şam Deklarasyonu örnek alınarak oluşturulmuş bir koalisyona bir yıldan uzun süredir başkanlık yapar.

Sonuç olarak Cemaat, rejimin devrilmesi çağrısında bulunan ilk Mısır örgütüdür.

NATO ya da Körfez İşbirliği Konseyi üyesi tüm devletlerin televizyonları, Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in kaçışını öngörürler.

Bu arada Obama’nın gönderdiği özel temsilci Büyükelçi Frank Wisner (Nicolas Sarkozy’nin Üvey Babası), başlarda Mübarek’i destekliyormuş gibi görünür, ardından kalabalıkların peşine katılır.

Mübarek’e geri çekilmesi yönünde baskı yapar. Sonuçta, iki hafta süren çatışmalardan ve 1 milyon kişiyi bir araya getiren gösteriden sonra Mübarek Washington’dan pes etme emri alır ve istifa eder.

Bu arada, ABD, Kardeşler’i iktidara yerleştirmeden önce anayasayı değiştirmek niyetindedir. Dolayısıyla iktidar geçici olarak ordunun elinde kalır.

Mareşal Muhammed Hüseyin Tantavi, devam eden işleri yöneten askeri komitenin başkanı olur. İkisi Müslüman Kardeşler’den olmak üzere 7 üyeden oluşan bir Anayasa Komisyonunu görevlendirir.

Kardeşler’in iki üyesinden biri olan Yargıç Tarık el Bişri çalışmalara başkanlık yapar.

Buna rağmen, Cemaat her Cuma namazı sonrasında gösterilerini sürdürür ve Hıristiyan Kıptilere karşı polisin müdahalede bulunmadığı linç hareketlerine girişir.

Bahreyn ve Yemen’de renkli devrim yok: Aynı dili konuşmaları dışında Yemen kültürünün Kuzey Afrika kültürüyle hiçbir bağının olmamasına rağmen, Bahreyn ve Yemen’i birkaç aydır büyük bir huzursuzluk sarsmaktadır.

Bu durumun Tunus ve Mısır’daki olaylarla çakışması işlerin daha da kötüleşmesi riski taşımaktadır.

Bahreyn, Amerikan 5. Filosuna ev sahipliği yapmakta ve İran Körfezi’ndeki deniz trafiğini, Yemen ise Cibuti ile birlikte Kızıl Deniz ve Süveyş Kanalının giriş ve çıkışını denetimi altında tutmaktadır.

Bahreyn’de hüküm süren hanedanlık, halk isyanının monarşiyi devirmesinden çekinmektedir ve refleks olarak da İran’ı bunu örgütlemekle suçlamaktadır.

Gerçekten de, 1981’de Iraklı bir üst düzey din adamı  (Şii), İmam Humeyni’nin Devrimini buraya ihraç etme ve 1971 yılında bağımsızlık sırasında İngilizlerin oluşturduğu kukla rejimi devirme girişiminde bulunur.

ABD Savunma Bakanı Robert Gates ülkeye gider ve Suudi Arabistan’a bu özgün devrimleri daha doğmadan boğması için izin verir.

Bastırma hareketi Prens Nayif tarafından yönetilir.

Bir köle çocuğu olan Bender’in yeğeni olmasına rağmen, Nayif de, Prens Bender gibi Sudeyri Aşiretindendir.

İki adam arasındaki görev dağılımı basittir: yeğen, terörizmi örgütleyerek devletleri istikrarsızlaştırırken, Amca, halk hareketlerini bastırarak düzeni sağlamaktadır.

Önemli olan bunların hangi ülkelerde faaliyet gösterdiklerini iyi ayırt edebilmektir.

Devamı Gelecek…

Kaynak : ( voltairenet.org )

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*