Üçlü Satranç Ve Zorla Yıldırma Prensibi

Senden daha güçlü bir gücün karşısında nasıl durabilirsin? Üçlü satranç prensibi.

Bir çoban köpeği koyun sürüsünü bir kurttan nasıl korur? Bir gün babama sordum: Baba, köpek bir kurttan daha mı güçlü? Hayır Baba.. Kurt çok daha güçlü, der.

Öyleyse bir bir köpek koyun sürüsünü bir kurttan nasıl koruyor ? Kurt köpeği kolayca öldürebilir, ancak köpeği öldürmeden önce köpeğin kendisini ısırıp yaralamasından korkar.

Çünkü Kurt, kendi sürüsü tarafından yaralı olduğunu görürlerse kendisini öldürüp yiyeceklerini çok iyi biliyor.

Bugün kendi kendime soruyorum: Bu köpeğin aynı zamanda cesur ve hesaplı tutumuyla izlediği “strateji”yi nasıl vasıflandırabiliriz ? Hepimiz satrancı biliriz, ama üç oyuncunun güreştiği, her birinin diğer ikisini yenmeye çalıştığı, “üçlü satranç oyunu” nu duymamış olabiliriz.

O zaman üçlü satrançta doğru strateji nedir ?: Diğer iki oyuncuyu savaşmaya bırakıp “seyreden oyuncu” olmandır. Mücadelenin sonucu ne olursa olsun, gerçek kazanan sen olacaksın.

Yakında böyle bir kuralı uluslararası siyasette uygulamanın birçok tarihsel örneğini keşfedeceğinizden hiç şüphe yoktur.

Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya egemenliğinin zirvesine yükselişi  üçlü satrançta iki nakavt ile gerçekleşti : Birinci nakavt I. Dünya Savaşı, ikinci nakavt ise II. Dünya Savaşı.

Her iki nakavtta da ABD, Avrupalı tarafların birbirlerini silip süpürmeye bıraktı. Hatta bazen her iki tarafı da destekledi. Her iki savaşa da kazanımlara doğrudan ve en kayıpla doğrudan katılımcı olması için girmesinin zorunlu hale gelene kadar hiç girmedi.

Böylece dünyada para sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldu. En büyüklerini yabancı petrol hisselerinin yarısından bazılarını da tümünden kendi hesabına vazgeçmeye mecbur etti.

Mağlup olanlar ve galip gelenlere de başka koşullar sürmenin yanı sıra, onu dünyanın efendisi yaptı. Ve ABD daha sonra Çin-Sovyet anlaşmazlığından yararlandığında bir kez daha seyirci “üçüncü oyuncu” olmayı başardı.

Müttefikler Almanya’ya karşı zafer elde etmelerinden dolayı her iki savaşı da kazandıklarını hayal ettiler. Eğer normal bir satranç oyunu oynuyor olsalardı bu hayalleri doğru olabilirdi.

Ama o boş zafere gizliden gülen “üçüncü seyirci oyuncunun” varlığını fark etmediler.

Tek başına sağlıklı bir ordu ve sağlıklı bir ekonomi ile çıktı. Bu da onu, kendisinden daha zayıf olanlarla bile mümkün olduğunca “çatışmadan kaçınma” stratejisine bağlı kalmaya itti.

Daha zayıf bir oyuncunun bu gerçeklerden yararlanması nasıl mümkün olabilir ? Bu makalenin temel noktası budur : Zayıf oyuncu en güçlüsü için doğru stratejinin “çatışmadan kaçınmak” olduğunu fark ettiğinde, bu kartı kendi yararına kullanabilir.

O kart, çoban köpeğinin bir kurtla karşılaştığında kullandığı ve koyunlara saldırmaması için kullandığı karttır.

Kurt dişlerini göstererek tehdit eder, ancak köpek korkmaz, yine aynı şekilde dişlerini göstererek karşılık verir.

İçinden de: “Dişlerinin daha kuvvetli olduğunu ve beni öldürmeye kadir olduğunu da biliyorum, lakin benimkilere de bak seni yaralamaya yeter de artar “.

Çatışmaya girmemen, yaralı gitmektense aç gitmen, senin için daha hayırlıdır, diye giçirir.

Kurdun, tamamen köpeğin anladığı gibi, anlayacağı bir muhadesedir.

Aralarındaki ilişki milyonlarca yıllık deneyim ve anlayışa uzanır.

( Kaynak : albadeeliraq – Saib Halil )

اترك تعليق

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz