Astronot Muhammed Faris, Yüksekten Düşerek İntihar Etti… Yeni Suriye Astronotu Golan’dan Yükseldi

( Naram Sargon Yazdı )

Şüphesiz yaşayan ölüler yada ölü olarak yaşayan insanları hepiniz duymuşsunuzdur..

Eğer şehitler yaşayan ölüler ise, o zaman ölü olarak yaşayanlar hainler, firar edenler ve korkaklardır.. Mumyalanmış bir beden olarak yaşayanlar, iç organlarından arındırılmış insanlardır.

(Muhammed Faris) de astronot elbisesi giyen boş bir mumyaya dönüşen adam misalidir.. Adam manevi olarak öldü.. Daha doğrusu, kralların ve Sezarların hakarete uğramaması için yaptıkları zehiri yutmak gibi değil, çok özel bir intihar şekline teşebbüs etti.. Kafasına mermi sıkmadı.

Merhum Albay Muammer Kaddafi’nin (köy köy, yeryüzü yeryüzü ve astronotun intiharı) adlı romanını okuduğumda.. Aklıma, bu romanı eski Suriyeli astronot (Muhammed Faris)in herhangi bir intiharcı gibi hayatını ucuz bir şekilde bitireceği bir belgesel filmde göreceğimi tahmin etmemiştim.

Tabii ki Muhammed Faris adlı zat intihar etmedi. Mağlup  olduğunda bir samuray savaşçısının cesaretine sahip değildi, kılıcının kulpunu yere koyup kalbine sokmak için kendini bırakmaya koşmadı. Lakin (Muhammed Faris) garip bir intihar yöntemi seçti.

Derisini yüzme kararı alıp Türk vatandaşlığını almak için talepte bulundu. Uzayda olup, uzaydan yeryüzüne düşen bir adam için yüksekten düşerek ölenin ta kendisidir.

Türk halkından lütfedip bu zata vatandaşlığını vermesini ve onu uzaya yada Mars’a veyahut da daha uzağa göndermesini umuyoruz.

Suriye bu ucuz numuneden kurtulurken.. Gerçek bir anka kuşu, Suriye’nin güneyinden doğarak ateşli kanatlarını açıp uzaya doğru uçup  gider..

İsrail onu belki de, Tabarayya Gölü sularında veya Ölü Denizde söndürmeye ve boğmaya koyulur. Ancak o hem suyu hem de denizi yakarak uzaya ret ve isyan ile uçar..

Aynı Cebrail’in gökyüzü mesajlarını tebliğ ettiğinde ufuk üzerinde açtığı gibi iki kanadını açar.

İsrail’deki bu tutuklu kanatlı uzay kuşunun adı (Sıdkı el Makt)dır..

Yüce bir Suriyeli kahraman… Golan gibi yükseklerdedir.. Suriye’nin ürettiği ve gurur duyduğu bir astronot.

Sıdkı el Makt adında Suriyeli bir mahkumu düşünün ki, Netanyahu’nun özgürlüğüne karşılık kendisine verdiği dünyanın bütün pasaportlarını reddediyor.

Okyanustan Körfeze kadar yeni muhafazakarların sattığı muhaliflerin ve de İslamcıların satın aldığı bütün özgürlük ve demokrasi şiarları onu alıkoyamıyor..

Golan’daki annesinin mezarı tüm Amerikan kıtası ve tüm gezegenlere değer.. Ey Allah’ım.. Ey Sıdkı el Makt sen kadar güçlüsün ki tarihin tüm mahkumlarını yendin..

Nelson Mandela bile senden öğrenen ve bir şey bilmeyen küçük bir öğrenci haline geldi. Şimdi Ebu Firas El-Hamadani’nin bizlere “mahkum gülüyor” derken onun felsefesinin farkına varıyoruz..

Gözlerimizle bunu görüyoruz.. Adı Sıdkı el Makt olan en yüksek tepede yaşayan esir, gardiyanlara ve sınırı olan ucuz özgürlük ile alay ediyor.. Öte yandan Muhammed Faris adındaki uzaylı bir kuş ağlıyor çünkü ruhu yenik ve kırıktır.

Çünkü iki kanada sahip olan herkes özgür değildir.. Muhammed Faris kanatlara sahipti, ancak onlarla nasıl uçacağını bilmedi. O uçmak için kanatlarını kullanmasını bilmeyen Tür çöplüğü üzerinde ölen bir horoza dönüştü.

Bu adamın vasfı, ancak (Friedrich Nietzsche)’nin peygamberi olan (Zerdüşt)ün: (Uçmayı öğretemediğinize en azından nasıl acilen düşeceğini öğretin” diye söylediği şey doğru olur.

Bizler de (Nietzsche)nin vasiyetine “Sıdkı el Makt”ın dersinden bir şey ekleyeceğiz: “Uçmayı öğrenemediklerinizden, kendi kendinize acilen nasıl düşeceğinizi öğretin”.

Kanatlı mahkum Sıdkı el Makt bizlere uçma sanatında bir ders verdiyse, Muhammed Fares bize acil düşüş sanatını öğrenme zahmetinden kurtardı..

Çünkü o intihar etmiş bir şekilde çamurlu ve kokuşmuş bir Osmanlı kuyusuna düştü..

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*