GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE ( 19 . Bölüm ) – Beyaz Saray’ın Ulusal Güvenlik Konseyi Üyeleri Olarak Müslüman Kardeşler

Thierry Meysan Yazdı )

Müslüman Kardeşler Libya için düşündükleri yeni bayrağı dağıtırlar: Bu bayrak eski Kral İdris ve İngiliz sömürgeciliğinin bayrağıdır.

“Devrim” bu şekilde başlar.

Aslında göstericilerin asıl derdi Cemahiriye’yi (Libya) devirmek değil Sirenayka bölgesinin bağımsızlığını ilan etmektir.

Böylece Bingazi’de on binlerce Kral İdris (1889-1983) bayrağı dağıtılır.

Modern Libya, ancak 1951’den sonra tek bir ülke oluşturabilmiş olan, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki üç vilayeti bir araya getirmektedir.

Sirenayka, 1946 ila 1969 arasında, iktidarını tüm Libya’ya yayan Senusi monarşisi –Suudiler tarafından desteklenen bir Vahhabbi ailesi- tarafından yönetilmektedir.

Muammer Kaddafi, halkını İslamcılardan kurtarmak için “kan ırmakları akıtma” sözü verir. Cenevre’de, NED tarafından kurulmuş bir kurum olan Libya İnsan Hakları Birliği, bu açıklamaları bağlamından koparır ve Batı basınına Libya halkına yönelik tehditler şeklinde sunar.

Kaddafi’nin Trablus’u bombaladığını savunur. Gerçekte ise Birlik, NATO işgalinden sonra ülkenin gelecekteki bakanlarını bir araya getiren içi boş bir deniz kabuğudur.

Mahmud Cibril, Müslüman Kardeşler’in televizyon kanalı haline getirmek için 2005’te El-Cezire’yi yeniden örgütledi. Hala yaşayan Bin Ladin efsanesini ayakta tutan bu televizyon kanalı olmuştur.

Kanalın ruhani danışmanı Şeyh Yusuf El-Karadavi bu kanalda, Muammer Kaddafi’nin öldürülmesi çağrısında bulunduğu haftalık bir program yapar.21 Şubat’ta, Şeyh Yusuf el Karadavi, El Cezire’de Libyalı askerlere Muammer Kaddafi’yi öldürerek halklarını kurtarmalarını emreden bir fetva yayınlar.

Birliği ve Libya Büyükelçisini dinleyen Cenevre’deki İnsan Hakları Konseyi’nin çalışmalarını temel alan Güvenlik Konseyi, Körfez İşbirliği Konseyi’nin talebi üzerine, halkı diktatörden korumak için güç kullanılmasına izin verir.

Pentagon kendisine LİMG (El Kaide) ile eşgüdüm yapmasını emrettiğinde, AfriCom’un komutanı General Carter Ham’ın kanı donar.

Irak’ta savaştığı ve deniz piyadelerini öldürmüş olanlarla Libya’da nasıl birlikte çalışılabilir? Hemen görevden alınır ve yerine EuCom ve NATO komutanı Amiral James Stavridis getirilir.

Pakistan’da sözüm ona Usame bin Ladin’in öldürülmesine katılan 38 Navy Seals (fotoğrafta eğitim sırasında) askerinden 30’u, operasyonu izleyen haftalar içerisinde çeşitli kazalarda yaşamlarını yitirdi.Ara: 1 Mayıs 2011’de Barack Obama, Abbottabad’ta (Pakistan) Navy Seals’in Komando 6 grubunun, 10 yıldır güvenilir bir bilgiye sahip alamadığımız Usame bin Ladin’i öldürdüğünü açıklar.

Bu duyuru El Kaide dosyasının kapatılması ve mazinin Afganistan, Bosna-Hersek, Çeçenistan ve Kosova savaşları döneminde olduğu gibi onları yeniden ABD’nin müttefiki haline getirmek için cihatçılara yeni bir imaj verilmesini sağlar. “Bin Ladin” in cesedi açık denize gömülür.

Altı ay boyunca Libya cephe hattında değişiklik olmaz.

LİMG Bingazi’yi denetimi altında tuttuğu ve üyelerinin büyük bir bölümünün geldiği kent olan Derna’da bir İslam Emirliği kurduğunu ilan eder.

Libyalıları dehşete sürüklemek için, rastgele insanlar kaçırılır. Bunlar daha sonra cesetleri eklemlerinden parçalanmış ve uzuvları sokaklara dağılmış halde bulunur.

Başlangıçta normal insanlar olan cihatçılara, tüm duygularını yitirmeleri için doğal ve sentetik uyuşturucu maddelerden oluşan bir karışım içirilir.

Bu şekilde bilincinde olmadan vahşet uygulayabilmektedirler. Birdenbire büyük miktarda Captagon’a –bir amfetamin türevi- ihtiyaç duyan CIA, Bulgaristan Başbakanı, 2018’de Avrupa Konseyi’ne başkanlık yapan, mafya lideri Boyko Borisov’dan yardım ister.

Borisov, Balkanların iki büyük mafya örgütünden biri olan Security İnsurance Company’ye katılan eski bir korumadır. Bu şirket Alman sporcuları için bu uyuşturucuyu üreten gizli laboratuarlara sahiptir.

Borisov, esrar içerken emilmek üzere, bu mucize haplardan tonlarca tedarik edecektir.General Abdülfettah Yunus firar eder ve “devrimcilere” katılır.

En azından Batı’da anlatılanlar bu şekildedir. Gerçekte ise, bağımsız Sirenayka güçlerinin lideri haline gelerek, Cemahiriye’ye hizmet etmeyi sürdürmektedir.

On yıl önce kendilerine karşı yaptıklarını hatırlayan İslamcılar, Seyfülislam Kaddafi ile hala temasta olduğunu keşfetmekte gecikmezler.

Tuzak kurup onu öldürürler, ateşe verirler ve cesedinin bir bölümünü yerler.Katar Emiri Hamad, Cemahiriyenin işini bitirmek ve daha önce Lübnan’ın anayasal olmayan Cumhurbaşkanı için yaptığı gibi yeni iktidarı yerleştirmek umudundadır.

NATO havadan müdahaleyle yetinirken, Katar çöle bir taşra havaalanı kurar ve gemiyle asker ve malzeme gönderir. Ama Fizan ve Trablusgarp halkı Cemahiriye ve Rehberine sadık kalır.

NATO Ağustos ayında Trablus’un üzerine bomba yağdırırken, Katar, Tunus’a Özel Kuvvetlerini yığar ve tanklarını çıkarır. Bu binlerce kişi tabi ki Katar’lı değil ama Academi (eski Blackwater) tarafından Birleşik Arap Emirlikleri’nde eğitilen çoğunluğu Kolombiyalı olan paralı askerlerdir.

Sadece gözleri görülebilecek halde siyah giysiler ve başlıklar giydirilmiş halde, Trablus’ta El Kaide’ye (BM tarafından hala terörist olarak kabul edilse de, yeniden iyi çocuk haline gelen) katılırlar.

Trablus’un alınmasına, Türkiye’ye itaat eden Mısrata Savaşçıları ve LİMG olmak üzere sadece iki Libyalı grup katılır.

Trablus Tugayına (El Kaide) İrlandalı Mehdi el Harati komuta etmekte ve Fransız Ordusuna bağlı muvazzaf subaylar tarafından yönlendirilmektedir.NATO’nun önerisiyle, LİMG (El Kaide’nin Libya kolu) elebaşı Abdülhakim Belhac, Trablus’un askeri valisi olur.

Gazze Özgürlük Filosu sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kutlamaya geldiği Mehdi el-Harati  onun yardımcısıdır.Daha henüz Muammer Kaddafi linç edilmeden önce, Washington tarafından bir geçici hükümet oluşturulur.

Hükümette bu hikayenin tüm kahramanları karşımıza çıkar: Mustafa Abdülcelil’in başkanlığında (Bulgar hemşireleri ve Filistinli doktora yönelik işkenceleri gizleyen), Mahmut Cibril (Körfez’deki Emirleri eğiten, El Cezire’yi yeniden organize eden ve Şubat ayında düzenlenen Kahire toplantısına katılan) ve Fethi Terbil (Bingazi’de “devrimi” başlatan).

LİMG’nin lideri ve El Kaide’nin dünyadaki 3 numarası Abdülhakim Belhac (Madrid’teki Atocha tren garı saldırılarına karışan), “Trablus’un askeri valisi” olarak atanır.

Devamı Gelecek…

Kaynak : ( voltairenet.org )

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*