Terör göçü

( voltairenet.org )

Cihadistler ölmedikçe veya ayrılmadıkça İdlib kenti’nin işgali sona eremez.

Erdoğan, Noel gününde Tunus’a Sürpriz bir ziyaret yaparak Tunuslu mevkidaşı Kais Said’ten (Jerba) yı cihadistler için bir geçiş merkezine dönüşmesini istedi ..

Neden olmasın ki iki adam ortak bir payda paylaşıyor : Müslüman Kardeşlere hayranlıktır.

İstediğini de aldı tabi ve bir kaç gün geçmeden Suriyeli Türkmen Milislerinin ve Levant Lejyonu’nun (Faylak El Şam) üyeleri  Trablus’a gönderilmek üzere (Jerba) ‘ya akmaya başladı.

Bu haber Suriyelilerin yüreklerine ne kadar soğuk ve huzur yayılacaksa, Libyalılar için bu kadar bir felaket oluşturacak.

Burada unutulmamalıdır ki, savaş yıllarında El-Cezire tarafından sunulan rivayetin aksine, “Özgür Suriye Ordusu” hiçbir Suriyeli tarafından kurulmadı, daha önce El Kaide terör örgütünün üçüncü kişi olan ve daha sonra Trablus’un askeri hükümdarı haline gelen (Abdel Hakim Belhadj) öncülüğündeki El Kaide cihatçıları tarafından ve Gazze için Özgürlük Filosu’nun simgelerinden ve ABD’nin Merkezi İstihbarat Teşkilatı ajanlarınden biri olan(Mahdi Al Harati) ‘nin desteğine ek olarak, o zamanlar Suriye’ye “Özgür Suriye Ordusu” olarak adlandırılan şeyi kurmak için Suriye’ye gelen İslami savaşçılar cemaati üyelerinin desteğiyle kuruldu.

Tüm bu unsurların silah ve teçhizatları ile, Ban Ki-moon Özel Temsilcisi Jan Martin ve Uluslararası Af Örgütü Başkanı’nın sayesinde  Birleşmiş Milletler parasıyla taşındı.

Söz konusu bu teröristler Türkiye’ye indi ve kısa bir süre orada kaldı, bu süre zarfında Türk istihbarat üyelerinin elinde kapsamlı eğitim gördü, Sonra Jabal Al-Zawiya’ya gönderildi ve orada Fransa’nın hesabına sözde “Özgür Suriye Ordusu” yarattılar ve bu savaşçıların Suriye ordusundan kaçtıklarını inanan Batılı gazetecileri karşılaşmaya başladılar.

Bu gerçekler, o sırada başkalarına da ulaştığı gibi bize de, Rusya’nın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi’nin bu konudaki açıklamalarına ek olarak, diğer batılı gazetecilerle birlikte Jabal Zawiya’da Libyalı savaşçıları tanıyan İspanyol ABC gazetesinde çalışan bir İspanyol gazeteciden geldi. Suriye’den Libya’ya cihatçı göndermek artık malları orijinal sahiplerine iade etmekten başka bir şey değil.

Libya kesinlikle Suriye değil. Lideri Muammer Kaddafi’nin suikastından bu yana kabile çatışmaları altında yaşıyor ve biri Trablus’ta diğeri Bingazi’de olmak üzere iki rakip hükümet olarak işlerini yönetmektedir.

Türk ordusunu ve Trablus hükümetini desteklemek için gelen yüzbinlerce cihatçı, meydandaki silahların kaderini değiştirmeyecek.

Amerika Birleşik Devletleri,  2001 yılından bu yana, 19 yıl önce Afganistan’da, daha sonra Irak, Libya, Suriye ve Yemen’de başlayan bir “sonu olmayan savaş” başlatmaya karar verdi. Libya’daki İki rakip hükümeti aynı anda  destekliyorlar ve birbirlerini yok edinceye kadar desteklemeye devam edecektir.

Libya’da sadece Akdeniz kıyısı boyunca dar bir toprak şeridinden başka yaşamaya uygun tek bir yer kalmadı.

Ülkenin geri kalanı boş bir çöl.

Doğal bir sınırın yokluğunda cihatçılar Moritanya’dan Mali, Burkina Faso, Nijer ve Çad’a kadar Afrika kıyılarına yayılacak, Cezayir ve Mısır için ciddi bir tehdit oluşturacaklar.

Çok uzun zaman geçmeden, Akdeniz’i geçebilecekler ve birkaç saat içinde İtalya veya Malta’ya ulaşabilecekler.

O gün Avrupalıların sadece gözyaşı dökecek gözlerden başka hiç bir şeyleri kalmayacaktır.

  • ( Terry Maysan )

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*