GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE 24.Bölüm -“Müslüman Kardeşler’in İlk Yenilgisi”

Yazan : (Thierry Meyssan)

Thierry Meyssan’ın “Gözlerimizin Önünde kitabını yayınlamayı sürdürüyoruz.

Muhammed Mursi NASA mühendisidir. ABD vatandaşıdır ve Pentagon’un Secret-Defense’ının yetkilendirmesine sahiptir.

İktidara gelir gelmez aşiretine eski saygınlığını kazandırmay, onu kayırmaya ve İsrail ile bağlarını güçlendirmeye girişir.

Cumhurbaşkanlığı sarayında, infazının yıldönümünde Cumhurbaşkanı Sedat’ın katillerini kabul eder.

Luksor Katliamının (1997) failini bu vilayetin valisi olarak atar.

Hüsnü Mübarek’in siyasetinin bazı yönlerine (ama istifa

etmesi için değil) karşı gösteri yapan demokratlara baskı uygular.

Müslüman Kardeşler’in Hıristiyanlara yönelik linç hareketleri, başpiskoposlukların talan edilmesi, kiliselerin ateşe verilmesi gibi eylemlerle gelişen geniş kapsamlı pogrom kampanyasını destekler.

Eş zamanlı olarak büyük kamu şirketlerini özelleştirir ve Süveyş Kanalının o dönem Cemaati himaye eden Katar’a satılması olasılığını açıklar.

Cumhurbaşkanlığı sarayından El Kaide’nin dünya lideri Eyman el Zevahiri’yle en az dört kez telefonla görüşür.

Sonuç olarak herkes oybirliğiyle kendisine karşı tavır alır.

Selefilerin hepsi de dahil olmak üzere tüm siyasal partiler (tabi ki Cemaat hariç) ona karşı gösteri yapar. 33 milyon kişi sokağa çıkar ve orduya ülkeyi halka geri iade etmesi çağrısında bulunur.

Sokağın taleplerini dikkate almayan Cumhurbaşkanı Mursi, Suriyeli Müslüman Kardeşler’in yardımına koşmak için, orduya Suriye Arap Cumhuriyetine saldırı hazırlığı yapma emri verir. Bu bardağı taşıran son damla olacaktır.

3 Temmuz 2013’te, Washington’da ulusal bayramla birleşen uzun hafta sonu için resmi dairelerin kapanış saatinde, ordu bir askeri darbe düzenler.

Sokaklar Kardeşler ile aileleri ve güvenlik kuvvetleri arasında savaş alanına dönerken, Muhammed Mursi hapse atılır.

Suriye’ye karşı savaş: “Siyasette taahhütler sadece bunlara inanları bağlar” diye söylenir.

Cenevre 1 konferansı ve barış imzalanmasından bir ay ve “Suriye’nin Dostları”nın Paris konferansından birkaç gün sonra, savaş için yeniden izin çıkmıştır.

Cihatçı yedeklerinin yardımıyla NATO’nun gerçekleştireceği bir eylem değil ama NATO’nun yardımıyla sadece cihatçıların gerçekleştireceği bir saldırı söz konusudur.

Kod adı “Şam Volkanı ve Suriye Depremi”dir.

Bombalı saldırı sonucunda Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına katılanlar öldürülürken, Ürdün’de hızlı bir eğitimden geçirilen 40 000 kişi sınırı aşar ve Suriye’nin başkentine saldırır.

Ordu ve gizli servisler başsız kalmıştır. Cihatçılar, Müslüman dünyasının yoksulları arasından devşirilmiş paralı askerlerden oluşmaktadır.

Çoğu Arapça bilmemektedir ve ancak bir haftalık askeri eğitimden geçmişlerdir.

Bazıları İsraillilere karşı savaştığını sanmaktadır. Ağır kayıplar verirler ve geri çekilirler.

Bunu izleyen savaş, halkını savunmaya çalışan ve bunun için büyük şehirlere geri çekilmek zorunda kalan Suriye Arap Ordusuyla, geniş topraklarda hayatı imkansız kılmaya çalışan cihatçıları karşı karşıya getirir.

Bu savaşçılar sonsuz sayıda yenilenebilme özelliğine sahiptirler.

Her ay, ölenlerin ya da firar edenlerin yerini almak üzere yenileri gelmektedir. Müslüman dünyasının tüm haydutları, ayda birkaç yüz dolar karşılığında şanslarını denemeye gelmektedirler.

Tunus ya da Afganistan gibi ülkelerde halka açık eleman devşirme büroları açılırken, Fas veya Pakistan gibi ülkelerde bu iş biraz daha gizlenerek yapılmaktadır.

Öte yandan savaşçıların ölüm oranı çok yüksektir.

İnterpol’e göre Temmuz 2013’te, İslamcı liderlerin hapisten firar etmeleri ve Suriye’ye nakledilmeleri için dokuz devlette çok sofistike firar operasyonları gerçekleştirilir. Örneğin :
-23 Temmuz’da, Taci ve Ebu Garip (Irak) hapishanelerinden (500 – 1000) mahkum kaçar.
-27 Temmuz’da, dışarıdan gerçekleştirilen bir saldırıyla eş zamanlı olarak çıkan çatışma sonucunda Kuafiya hapishanesinden (Bingazi Eyaleti, Libya) 1117 tutuklu firar eder.
-29’unu 30’una bağlayan gece, Deyra İsmail Han hapishanesinden (Pakistan’ın aşiret bölgeleri) 243 Taliban firar eder.

Suriye Arap Ordusu, savaşçıların cesetlerinin büyük bir bölümünü yakar ancak kimliğini belirleyebildiklerini saklar. Bunları ailelerine teslim eder.

Başlangıçta, genelde Mağrip bölgesi asıllı Müslümanlardan oluşan çifte vatandaşlığa sahip askerler arasından devşirdiği Özel Kuvvetlerini sahaya gönderen Batılı devletler, kendi cihatçı devşirme şebekelerini örgütlerler.

Böylece Fransa’da, Paris’te Jean-Pierre Timbaud sokağındaki gibi Selefi camileriyle birlikte cezaevlerinde bir şebeke oluşturulur.

Bu birkaç bin kişi, “genişletilmiş Ortadoğu”dan gelen on binlerce kişiye katılır.

( Devami Gelecek … )

Kaynak ( voltairenet.org )

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*