GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE 25.Bölüm – Müslüman Kardeşler’in ilk yenilgisi

Yazan : (Thierry Meyssan)

Thierry Meyssan’ın «Gözlerimizin Önünde» kitabını yayınlamayı sürdürüyoruz.

Bu savaşa kaç kişinin katılacağı bilinmese de, 2011 yılından beri aynı zamanda hem Suriye’de, hem de Irak’ta çarpışan yerli ve yabancı cihatçıların toplamının 350 000 kişiyi geçtiği tahmin edilmektedir.

Bu sayı herhangi bir Avrupa Birliği ülkesinin ordusundan daha kalabalık ve Suriye Arap Ordusu mevcudunun ise iki mislidir.

Cihatçıların ideolojik birliği, “Özgür Suriye Ordusunun ruhani lideri” Şeyh Adnan el Arur tarafından sağlanmaktadır.

Çok renkli bir şahsiyet olan el Arur, televizyon programı sayesinde her hafta geniş bir izleyici kitlesine ulaşmaktadır.

“Zalimi” devirme çağrısında bulunarak tutkuları harekete geçmek üzere ateşlemekte ve topluma yönelik otoriter babaerkil bakış açışını savunmaktadır.

Zamanla, Hıristiyanların ve Nusayrilerin katledilmesi gibi mezhepsel ayrımcılık içeren çağrılar da yapmaya başlar.

Suriye Arap Ordusu’nda astsubay iken orduya yeni katılan askerlere tecavüz etmek suçundan tutuklanır.

Bunun üzere Allah’ın hizmetindeki bir Şeyh haline geleceği Suudi Arabistan’a kaçar.

Cihatçılara genelde basit silahlar verilir ve sınırsız bir cephane miktarına sahiptirler.

Şeflerine Suriye Arap Ordusunun gerçekleştirdiği intikallere ilişkin uydu görüntülerini canlı olarak almalarını sağlayan iletişim çantaları gibi çok sofistike silahlar verilen birkaç yüz adamdan oluşan Ketaibler şeklinde örgütlenmişlerdir.

Kuşkusuz daha iyi eğitimli olan ama elindeki bütün silahlar 2005 yılından daha eski olan ve uydu istihbaratına sahip olmayan Suriye Arap Ordusuyla bir asimetrik savaş söz konusudur.

Tüm birimleri Devlet Başkanı Beşar Esad’ın emri altında olan ve eşgüdümü onun tarafından sağlanan Suriye Arap Ordusunun tersine, “savaş prensleri” rekabet ettiği tüm savaş alanları gibi, cihatçıların Ketaibleri de sürekli olarak kendi aralarında çekişmektedirler.

Öte yandan bunların tümü, bütün destek, silah, cephane ve istihbaratlarını, itaat etmek zorunda oldukları tek bir karargahtan, İzmir’de (Türkiye) bulunan NATO’nun LandCom’undan sağlamaktadırlar.

Buna rağmen ABD bu sistemi çalıştırmakta çok zorluk yaşar, çünkü birçok aktör, örneğin Fransızlar İngilizlere haber vermeden ya da Katarlılar Suudilerin aleyhine olmak üzere diğer müttefiklerinden gizlice operasyonlar yapmak niyetindedir.

Suriye Arap Ordusu her bir bölgeyi kurtardığında, aynı yeri işgal eden “cihatçılar” kendilerini buraya gömerler. Burada yeraltı tünelleri ve sığınaklar inşa ederler.

Suudiler, bayındırlık işlerinde uzman oldukları için milyarder (Usame bin Ladin)’i Afganistan’a göndermişlerdir. Dağlarda tünellerin inşaatını –ya da daha doğrusu yeraltı ırmaklarının genişletilmesi- yönetmiştir.

Lakin bu kez, NATO’nun inşaat mühendisleri, Birinci Dünya Savaşı sırasındaki merkez imparatorluklarının yaptıklarıyla karşılaştırılabilecek boyutta devasa savunma hatlarının inşaatını yönetmeye gelirler.

Devami Gelecek…

Kaynak : (voltairenet.org)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*