GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE (27. Bölüm) – IŞİD, Müslüman Kardeşler’in düşünü gerçekleştiriyor : “Halifelik”

Yazan : (Thierry Meyssan)

Aralık 2013’te Türk Polisi ve adaleti, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın birkaç yıldan beri El Kaide’nin kasası Yasin el Kadı’yla gizlice görüştüğünü ortaya koyar.

Birçok kez özel uçakla geldiği ve havaalanının güvenlik kameraları kapatıldıktan sonra karşılandığı, fotoğraflarla belgelenmektedir.

El Kadı bir zamanlar (ve muhtemelen bugün de) ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in kişisel dostudur.

Aranan kişiler listesinden adının BM’de 5 Ekim 2012’de ve ABD Dışişleri Bakanlığında ise ancak 26 Kasım 2014’te silinmesine rağmen, çok uzun zamandır Erdoğan ile görüşmeye gelmektedir.

Bosna-Hersek’te (1991-95) Bin Ladin’in Arap Lejyonunun finansmanından sorumlu olduğunu ve Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’e mali destek sunduğunu kabul etmektedir.

FBI’ye göre aynı şekilde Tanzanya ve Kenya’daki ABD büyükelçiliklerine yönelik saldırıların (1998) finansmanında kilit rol oynamıştır.

Yine FBI’ye göre, uluslararsı terörizmde rol oynamakla suçlanan Ptech (bugün artık Go Asile adını alan) bilişim şirketinin sahibi olduğu belirtilmektedir.

Kısa süre sonra Türk Polisi İHH merkezini basar ve burada Türkiye’deki El Kaide’nin lideri olmakla suçlanan Halis B. ve örgütün Ortadoğu’daki ikinci komutanı İbrahim S.’yi yakalar. Erdoğan polisleri tasfiye etmeyi başarır ve suçluların serbest bırakılmasını sağlar.

Ocak 2014’te ABD, adı verilmeyen bir cihatçı örgüte yönelik geniş kapsamlı bir geliştirme programını yürürlüğe sokar.

Türkiye’de Şanlıurfa, Osmaniye ve Karaman’da olmak üzere üç eğitim kampı oluşturulur.

IŞİD’e bol miktarda silah gelir ve bu durum El Nusra’yı kıskandırır. Birkaç ay süresince iki grup arasında kıyasıya bir savaş başlar.

Neyin hazırlanmakta olduğunu henüz iyi anlayamayan Fransa ve Türkiye, IŞİD’in silah stoklarını ele geçirmesi için başlangıçta El Nusra’ya (El Kaide) cephane gönderir.

Suudi Arabistan, IŞİD’in lideri olduğunu iddia eder ve örgütün bundan böyle Prens Abdül Rahman el Faysal’ın (Suudilerin ABD Büyükelçisi ve Suudi Dışişleri Bakanı’nın kardeşi) yönetimi altına alındığını açıklar.

Gün geçtikçe işler açıklığa kavuşur: Beyaz Saray 18 Şubat’ta, Suudi Arabistan, Ürdün, Katar ve Türkiye’nin gizli servis şeflerini toplantıya çağırır.

Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice bunlara Prens Bender’in sağlığına yeniden kavuşamadığını ve cihatçıları yönetmek için yerine Prens Muhammed bin Nayif’in getirildiğini açıklar.

Ancak Nayif’in bu insanlar üzerinde doğal bir otoritesi yoktur, bu da Türklerin iştahını kabartır.

Türkiye onlara Özgür Suriye Ordusunun yeni yönetim şemasını iletir ve onları Washington’un sınırları yeniden şekillendirmek üzere geniş kapsamlı yeni bir gizli operasyonu kendilerine emanet edeceği konusunda bilgilendirir.

Mayıs ayı başında, Abdülhakim Belhac (eski El Kaide kadrosu, Libya’da Trablus askeri valisi ve Özgür Suriye Ordusu’nun kurucusu), ABD ve cihatçılar arasındaki planlar konusunda Fransız Hükümetini bilgilendirmek ve Fransa’nın IŞİD’e karşı yürüttüğü savaşı sonlandırmak üzere Paris’e gider.

Özellikle Quai d’Orsay’de kabul edilir. 27 Mayıs – 1 Haziran arası birçok cihatçı önder danışmalarda bulunmak üzere Amman’a (Ürdün) davet edilir.

Toplantı tutanağına göre, Sünni savaşçılar IŞİD bayrağı altında bir araya getirilecektir. Kendilerine bol miktarda Ukrayna menşeli silahlar ve ulaşım araçları verilecektir.

Suriye ve Irak arasında, çoğunlukla çölden oluşan birleşik geniş bir bölgenin denetimini ele geçirecek ve burada bağımsız bir devletin kuruluşunu ilan edeceklerdir.

Görevleri aynı zamanda hem Beyrut-Şam-Bağdat-Tahran yolunu kesmek, hem de Fransız ve İngilizlerin belirlediği Suriye ve Irak sınırlarını havaya uçurmaktır.

Devamı Gelecek…

Kaynak : (voltairenet.org)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*